Published in  
Güzel Rastlantılar
 on  
May 25, 2026

2026: GÜÇ GERİ DÖNDÜ, MERHABA The Mandalorian and Grogu

Her şey çok belirsiz görünüyor değil mi? Adeta karanlık taraf dünyayı ele geçirmiş gibi. İntikam ve güç peşinde olanlar bitmek üzere olan son nefesleri ile hala pelerinlerini savurarak meydan okuyor. Ne var ki; Star Wars: The Mandalorian and Grogu filmi nihayet gösterimde. Yani şimdi genç, sevimli, heyecanlı Grogu’nun ve hayranlarının zamanı. Hiçbir şey artık eskisi gibi değil ve olmayacak, güç karanlığı yenecek, iyi bakarsanız Star Wars’un bugünün siyasetindeki yerini göreceksiniz, şaşırmayın.
Tarih
25/5/26

2026: GÜÇ GERİ DÖNDÜ, MERHABA The Mandalorian and Grogu

Her şey çok belirsiz görünüyor değil mi? Adeta karanlık taraf dünyayı ele geçirmiş gibi. İntikam ve güç peşinde olanlar bitmek üzere olan son nefesleri ile hala pelerinlerini savurarak meydan okuyor. Ne var ki; Star Wars: The Mandalorian and Grogu filmi nihayet gösterimde. Yani şimdi genç, sevimli, heyecanlı Grogu’nun ve hayranlarının zamanı. Hiçbir şey artık eskisi gibi değil ve olmayacak, güç karanlığı yenecek, iyi bakarsanız Star Wars’un bugünün siyasetindeki yerini göreceksiniz, şaşırmayın.

Tarih
25/5/26

2026: GÜÇ GERİ DÖNDÜ, MERHABA The Mandalorian and Grogu

Her şey çok belirsiz görünüyor değil mi? Adeta karanlık taraf dünyayı ele geçirmiş gibi. İntikam ve güç peşinde olanlar bitmek üzere olan son nefesleri ile hala pelerinlerini savurarak meydan okuyor. Ne var ki; Star Wars: The Mandalorian and Grogu filmi nihayet gösterimde. Yani şimdi genç, sevimli, heyecanlı Grogu’nun ve hayranlarının zamanı. Hiçbir şey artık eskisi gibi değil ve olmayacak, güç karanlığı yenecek, iyi bakarsanız Star Wars’un bugünün siyasetindeki yerini göreceksiniz, şaşırmayın.

Oturun çocuklar. Galaksinin uzak bir köşesinden değil, İstanbul’dan ve 2026’dan bildiriyorum. Star Wars, 7 yıllık sinema orucunu bozdu. Disney+’ta battaniye altında izlediğimiz, kimi çok harika kimisi “eh, o kadar da harika değil” spin offların, evrendeki diğer yapımların ve klasik üçlemenin ötesine geçiyor, beyazperdeye, yani hikayenin asıl evine dönüyoruz. İşte şimdi Güç bizimle!

Lucasfilm ilk kez “en garanti” kartını oynadı. Yeni bir Jedi düzeni ve evreni baştan yazmak yerine en çok sevilen ikiliyi alıp sinema ekranına taşıdı. Risk sıfır, beklenti tavan. Bakın, bu bir deneme sürümü değil. Bu, Mando-verse dediğimiz Grogu-Ahsoka-Thrawn üçgeninin finaline giden yolun ilk kilometre taşı. Dave Filoni’nin yıllardır ördüğü o büyük “Avengers tarzı” crossover’a pist yapılıyor. 2026, 2027’de çıkması planlanan Starfighter filmine ve “A New Hope”un 50. yılına (Evet, 50. yıl!!) ısınma turu.

Kısacası kanepenizden kalkın, kumandayı, laptop’ı, telefonu bırakın, sinema biletinizi alın. 2026, gücü hatırlama yılı. 

NEDEN HALA STAR WARS?

Gelelim en sevdiğim kısma. Star Wars’u Marvel’dan ayıran şey şu: Marvel eğlendirir, Star Wars inandırır. Umuda, güce, iyinin kazanacağına inandırır. George Lucas’ın yaptığı iş, Joseph Campbell’ın “Kahramanın Yolculuğu”nu uzaya taşımaktı. Baba-oğul meselesi, iyi-kötü seçimi, kurtuluş. Bunlar çok kullanılmış, 4000 yıllık hikayeler. Işın kılıcı sadece bir ambalaj. Asıl mesele, bunları anlatma tarzı ve doğru oyuncuları bir araya getirmek. 

How Star Wars Conquered the Universe” kitabının yazarı Chris Taylor’ın çok doğru bri tespiti var: “Star Wars, küresel kültürün ilk ortak miti.”  Masallar gibi, mitoloji gibi evriliyor. Othello 500 yıldır yaşıyorsa, Luke’un hikayesi de 500 yıl yaşar. Çünkü mesele baba-oğul ilişkisi değil, mesele umut. Bu yüzden “4 Mayıs” diye bir gün var. “May the Force be with you” repliği, A New Hope’tan çıkıp Margaret Thatcher’ın zafer ilanına, oradan Kaliforniya’da 4 Mayıs’ta kutlanan resmi bayrama dönüştü. 

Nasıl mı? Star Wars'ın temel siyasi dersi bu. The Mandalorian'ın kurduğu evren şunu söylüyor: Kötüyü yendiniz, peki sonra ne olacak? Asıl iş orada başlıyor.  Kötüyü yenmiş, yeni Cumhuriyet kendi içinde çürümeye, bürokratikleşmeye, yorulmaya başlıyor. İmparatorluk kalıntıları ise dağınık, sabırlı ve ısrarlı. Güç boşluk sevmez.

Bugünün yaşadıklarımızda bu dinamiği görmek zor değil. Seçimler kazanılır, sonra sistem içinden aşınır. Kurumlar ele geçirilir. Söylem normalleşir. Galakside olduğu gibi: warlord'lar yerel güç kurar, merkez zayıflar, kim kimin yanında olduğu belirsizleşir. Adeta çok çok uzak bir galaksideki Türkiye! Mandalorian'ın asıl sorususu ise bugünün gençliğinin sorusu; “Hangi koda bağlısın?” Savaşçı Din Djarin yani Pedro Pascal’ın canlandırdığı The Mandalorian, kural kitabına körce bağlı biri olarak başlar hikayeye "This is the Way” der, çünkü böyle öğretilmiştir ona. Ama hikaye boyunca o kodun kim tarafından, ne zaman, ne amaçla yazıldığını sorgulamak zorunda kalır. Kuralın kendisi mi kutsaldır, yoksa kuralın arkasındaki değer mi?

Bu, gençlerin bugün kurumlar, partiler, ideolojiler karşısında sormak zorunda olduğu soruyla aynı. Sisteme itaat mi, yoksa sistemin var olma nedenini sorgulamak mı? Hikayenin duygusal çekirdeğinde ise Grogu var, güçlü ama savunmasız. Geçmişi travmalı, geleceği belirsiz. Herkes onu kendi amaçları için kullanmak istiyor. Empire, Jedi Akademisi, çeşitli güç odakları, herkes. Zaten gençleri kullanmak kolaydır ve herkes onları ister çünkü güç gençliktedir. Mandalorian’ı da kullanıyorlar ama Mandalorian tarafını seçme bilincine sahip. Biraz da bu yüzden birbirlerini seçiyorlar. Biyolojik bağ yok, çıkar yok aralarında ama sonsuz bir sorumluluk duygusu ve sevgi var. Mandalorian sorumluluk alıyor. 

Bugünün gençlerine bu ne anlatıyor, “ne alaka siyaset ve Grogu” diyebilirsiniz. Ama tam d a şunu anlatıyor: Korumaya değer şeylerin listesi artabilir;  basın özgürlüğü, yargı bağımsızlığı, azınlık hakları, hakikat, seçme-seçilme hakları hatta üniversitelerin kampüsleri, diplomaları, hocaları gibi…Ama o listeyi taşımak için birileri "bu benim işim" demek zorunda. Kimse sormadan. Mandalorian bunu yapıyor. Din Djarin yani Mandalorian, Grogu ve Sigourney Weaver’ın canlandırdığı Albay Ward başka cephelerden gelip kendi ailelerini kuruyorlar, “seçilmiş bri aile”. Kan bağından, etnisiteden, inançlardan bağımsız, ortak amaç için birleşen bir aile. 

Dahası, bu işi ışıl ışıl göstermiyor, Star Wars hiçbir zaman "kahraman olmak kolay" demedi. Luke başarısız oldu. Leia her şeyini kaybetti. Din Djarin defalarca kuralları çiğnemek ve acı çekmek zorunda kaldı.

Ama hepsinin küçük, inatçı, ısrarlı eylemleri birikti. Rebellion bir gecede kurulmadı. ma Grogu'yu (umudu, gücü, inancı) bırakmamak da bir seçim. Ve o seçim, galaksinin gidişatını değiştiriyor.

Kuill’in dediği gibi: “I have spoken”. Ben söyleyeceğimi söyledim.