Published in  
Güzel Rastlantılar
 on  
April 12, 2026

BİR OYUNU DEĞİL TİYATRONUN KENDİSİNİ İZLEMEK

DasDas’dan Sersem Kocanın Kurnaz Karısı
Tarih
12/4/26

BİR OYUNU DEĞİL TİYATRONUN KENDİSİNİ İZLEMEK

DasDas’dan Sersem Kocanın Kurnaz Karısı

Fotoğraflar: DasDas izni ile
Tarih
12/4/26

BİR OYUNU DEĞİL TİYATRONUN KENDİSİNİ İZLEMEK

DasDas’dan Sersem Kocanın Kurnaz Karısı

Fotoğraflar: DasDas izni ile

Birçok oyunun neyi nasıl anlatacağı en başından belirlenir. Fakat bazı oyunlar var, neyi nasıl anlatacaklarını tam olarak bilemezler. Temel gidişat, bu bilemeyişin yolculuğu oluverir.

27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde DasDas’da prömiyerine katıldığım Sersem Kocanın Kurnaz Karısı, tam olarak böyle bir hikâye. Bir oyun izlemekten ziyade, oyunu hazırlamaya çalışıyoruz. Üstelik bu sırada zaman akıyor; yönetenler, zihniyetler, kültür, sanat, devir değişiyor. Ne var ki bir hikâyeyi anlatma arzusunun, varlığını hep koruduğunu görüyoruz. 

Oyunun kökeni Molière’e uzanıyor aslında. Ahmet Vefik Paşa tarafından Osmanlı sahnesine taşınan George Dandin oyunu, daha sonra Haldun Taner tarafından yeniden yorumlanıyor. Böylelikle oyun yalnızca bir evlilik komedisi olmaktan çıkıp Tanzimat’tan bugüne, tarihimize ve anlatı çeşitliliğimize ışık tutan bir kültürel değişim yansımasına evriliyor. 

Merkez hikâyede karısını kontrol altında tutmaya çalışan bir koca ve bu baskıyı zekâsıyla boşa çıkaran bir kadın vardır. Oyun ilerledikçe seyirci olarak; erkek egemen düzen, kadını belli bir forma hapsetme arzusu ve toplumdaki birtakım zihinsel çatlaklar hakkında düşünmeye başlarız. Oyun; Haldun Taner’in yaratıcılığı, kendine has ironik üslubu ve mizahi anlatımı ile başka bir boyuta taşınır. Zeki, eğlenceli bir atmosfer kazanır ve tiyatro, kendini oynamaya başlar.

Haldun Taner’in bu ölümsüz eserini sezonda sadece 10 özel temsille sahneye taşıyacak olan DasDas, hikâyeyi şöyle özetliyor: “Moliere’in ‘George Dandin’i, Bursa’ya gitmek zorunda kalan Tomas Fasülyeciyan Kumpanyası tarafından prova edilmektedir. Ardından sahne, tiyatromuzun öncü isimlerinden Ahmet Vefik Paşa’nın uyarladığı versiyona dönüşür. Ve işin rengi değişir.” 

Peki bu süreçte biz seyircileri neler bekliyor?

Özge Fışkın ve Mert Fırat, Sersem Kocanın Kurnaz Karısı

İki Kalas

Salona girdiğimizde arena sahne için ince düşünülmüş, sinematografik bir dekor karşılıyor bizi. Üstelik oyun boyunca değişilecek kostümler, dekorun bizzat parçası. Yukarıda asılı gibi duran kostümlerin sıraları gelince yere indirilmesi için detaylı, yaratıcı ve sanatsal olarak estetik bir sistem kurulmuş. Prodüksiyon açısından kuvvetli olduğunu gösteriyordu DasDas. Bu tasarım çok hoşuma gitmiş de olsa, Haldun Taner gibi bir yazarın oyununa bu prodüksiyon ne kadar uyuyor diye düşünmeden edemedim. Hatta bunu, daha çok DasDas veya birazdan izleyeceğim oyundan bağımsız olarak düşündüğümü hatırlıyorum. Her sezon muazzam meblağlar harcanan dekorlar, kostümler ve sadece yüksek gelirli seyirciye hitap eden bilet fiyatlarıyla tiyatro sadece ülkemizde değil, dünyada oldukça enteresan bir noktaya yöneliyor uzun zamandır. DasDas bunun ekstrem bir örneği değil, kabul edelim. Ayrıca yüksek bütçenin ayırıldığı bir prodüksiyon, tiyatroya verilen özen ile bağdaştırılabilir. Yine de unutulmamalı ki Haldun Taner “Zaten tiyatro dediğin nedir ki; iki kalas, bir heves.” derken tiyatronun amacının para, ün ya da büyük prodüksiyonlar olmadığını; saf sanat ve tutku olduğunu anlatıyordu. 

Sersem Kocanın Kurnaz Karısı, DasDas

Bir Heves

Kadroda Aydın Şentürk, Ayşegül Aydın, Birol Tezcan, Burak Tamdoğan, Didem Balçın, Mert Fırat, Özge Fışkın, Özgün Aydın, Taner Rumeli gibi heyecan veren isimler yer alıyor. Oyun yüksek bir enerjiyle başlıyor, daha ilk dakikalardan büyük emek verilmiş bir iş izlediğinizi anlıyorsunuz. Oyuncuların enerjisi çok yüksek, ekip ruhunu oturduğunuz koltuktan iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Oyunun arena sahnede oynanması, özgür bir reji ve mizansene vesile oluyor. Işık kullanımıyla ayrışmış bu oyun içinde oyunu izlerken etrafımdan yükselen, kendi gülüşüme eşlik eden kahkahaları duydukça aldığım keyif de arttı. 

Oyuncuların gözlerinde bir ışık vardı, bu ışıktan biraz bahsetmek isterim. Hani dedik ya; iki kalas, bir heves diye. Bu ruhtan geliyordu sahnedeki gözlerin ışığı. Aslında görüyorduk ki oyuncuların yüreklerinde taşıdıkları duygular ile karakterlerde izlediğimiz duygular; birbirinden farklı değillerdi. Hatta karakterler ve onlara hayat veren oyuncular, bir noktada bütünleşiyorlardı: Hikâye anlatma arzusunda. Heves gelip geçicidir, tutku kalıcıdır derler ama aslında tutkunun tohumunu eken, hevestir. Heves baş koyduran, tutku baki kılandır. Hikâyeyi sahnede anlatan kişinin gözünde hevesin verdiği bu ışık varsa o heves, seyirciye etki ediyor. Bu ışığı görmüş olmak, benim için paha biçilmezdi. 

Mert Fırat, Sersem Kocanın Kurnaz Karısı, DasDas

Meselemiz

Peki meselesi neydi Sersem Kocanın Kurnaz Karısı’nın?

İlk bakışta, asıl mesele bir karara varmak gibi görünüyor. Çünkü oyun, görünürde ikilemler ve seçenekler arası çatışmalar üzerinden ilerliyor: Batılı mı yerli mi? Metne sadık kalmak mı doğaçlama mı? Geleneksel Türk tiyatrosu mu yoksa batı kökenli klasik tiyatro mu? “İbiş” mi yoksa başka isimli bir batılı kurnaz karakter mi? 

Oyunu izlerken farkına varıyoruz ki esasında mesele, önümüzdeki seçeneklerden bir tanesini benimseyip ona bağlı kalmaktan ziyade, bir hikâyeyi anlatmanın tek bir yolunun olmadığını görebilmekte. Karakterler arasındaki tartışmaları ustaca oluşturmuş olan Haldun Taner, aslında seyirciyi bir tercih yapmaya zorlamaz. Aksine, tercih yapma mecburiyetimizi sorgulatır bize. Tiyatronun özünde, birden fazla anlatımsal doğrunun mümkünatını göstermiş olur. Oyunun yapısında bile bunu görebiliyoruz: Oyun içinde oyun kurulması, karakterlerin zaman zaman temsil ettikleri dünyanın sınırlarını zorlaması hatta bu sınırların dışına çıkması, klasik tek katmanlı dramatik yapının ötesinde bir anlatım sunuyor bize. 

Bu noktada “İbiş” karakterinin ayrı bir önem kazandığını düşünüyorum. İbiş seyirciyi güldüren, saf görünümlü ama kurnaz bir karakterden fazlası; oyunun anlatım biçimini temsil eden bir unsur aynı zamanda. Onun varlığı doğaçlamaya ve sahnedeki esnekliğe alan açar. Bu da metne sadık kalmayı bir alternatife dönüştürür, tiyatronun canlı ve dolayısıyla değişken bir sanat olduğunu bizlere hatırlatır.

Tüm bunlarla birlikte bu çok katmanlı oyunun iki iletisi vardır. Bunlardan daha alt kümede kalanı; kıskançlık, kontrol ve ataerkil toplum eleştirisidir diyebiliriz. Kültürel ileti ise tiyatronun yerlilik-batılılık temelli kimlik karmaşasını daha özgür bir alana koymak gerektiğidir. Kadınları kısıtlayarak sağlanmaya çalışılan düzenler eninde sonunda kırılganlığını açık edip çökecektir; ve meselemiz tiyatro olduğunda, söz konusu onun anlatısı değil, anlatılarıdır.

Sersem Kocanın Kurnaz Karısı’nın Önümüzdeki Temsilleri için biletlere buradan ulaşabilirsiniz:

13 Mayıs 2026 | 20.30 | DasDas Sahne

16 Mayıs 2026 | 20.30 | DasDas Sahne