Published in  
Güzel Rastlantılar
 on  
April 29, 2026

BİRAZ “ABSÜRD” BİR ÜÇ KIZ KARDEŞ UYARLAMASI

YUSTUDIO çatısı altında sahnelenen Olga Maşa İrina Yine Üç Kız Kardeş oyunu, bizlere bunu aktarmasıyla diğer tüm Üç Kız Kardeş uyarlamalarından ayrılıyor. Yönetmenliği Yarkın Ünsal’a, metni Oya Denizyaran’a ait olan oyunda sahnede Ceren Çiçek, Ecegül Karadeniz ve Songül Boztepe var. Dramaturjisini yine Yarkın Ünsal’ın yaptığı oyunda Atacan Güzer’in şahane video tasarımından da bahsedeceğim elbette.
Tarih
29/4/26

BİRAZ “ABSÜRD” BİR ÜÇ KIZ KARDEŞ UYARLAMASI

YUSTUDIO çatısı altında sahnelenen Olga Maşa İrina Yine Üç Kız Kardeş oyunu, bizlere bunu aktarmasıyla diğer tüm Üç Kız Kardeş uyarlamalarından ayrılıyor. Yönetmenliği Yarkın Ünsal’a, metni Oya Denizyaran’a ait olan oyunda sahnede Ceren Çiçek, Ecegül Karadeniz ve Songül Boztepe var. Dramaturjisini yine Yarkın Ünsal’ın yaptığı oyunda Atacan Güzer’in şahane video tasarımından da bahsedeceğim elbette.

Görseller: Yustudio izni ile
Tarih
29/4/26

BİRAZ “ABSÜRD” BİR ÜÇ KIZ KARDEŞ UYARLAMASI

YUSTUDIO çatısı altında sahnelenen Olga Maşa İrina Yine Üç Kız Kardeş oyunu, bizlere bunu aktarmasıyla diğer tüm Üç Kız Kardeş uyarlamalarından ayrılıyor. Yönetmenliği Yarkın Ünsal’a, metni Oya Denizyaran’a ait olan oyunda sahnede Ceren Çiçek, Ecegül Karadeniz ve Songül Boztepe var. Dramaturjisini yine Yarkın Ünsal’ın yaptığı oyunda Atacan Güzer’in şahane video tasarımından da bahsedeceğim elbette.

Görseller: Yustudio izni ile

BİRAZ “ABSÜRD” BİR ÜÇ KIZ KARDEŞ UYARLAMASI

Hikâyeler yazan, yazar olduğunu hisseden herkes bilir ki bizzat yarattığımız karakterler bile bizim zihnimizle sınırlı değildir. Bir süre sonra karakterler, cümlelerine kendileri karar vermeye başlarlar. Eylemleri yazarın istediklerine göre değil, onların reflekslerine göre şekillenir. Bazen, yazdığımız bir cümleye kendimiz de hayret ederiz. Evet, dışarıdan bakana çok tuhaf gelebilir bunlar. Fakat aslında kurgunun doğasıdır bu. Yazar karakteri sıfırdan yaratmaz, onu bir yerlerden çağırır sadece ve gelişmesi için bir fırsat yaratır. Eğer bir gün bir yazar size “Karakterlerim artık benim yazmama müsaade etmiyorlar.” derse sakin olun. Fakat yalan söylemiyor. 

Anton Chekhov, çok uzun zaman önce mizaçları birbirinden çok farklı üç kız kardeş kazandırdı tiyatroya. Kız kardeşlerin öyküsü o kadar benimsendi ki günümüze kadar sayısız defa, sayısız farklı uyarlama ile izledik onların öyküsünü. Her seferinde farklı parmakların dokunduğu kalem hareketlerinin, klavye danslarının yarattığı yeni kostümleriyle, eşyalarıyla, komşularıyla, cümleleriyle, kişilikleriyle, tavırlarıyla, hayalleriyle, düşünceleriyle, şikâyetleriyle, mücadeleleriyle var oldular. Peki bu kızlar bütün bu süreçte yoruldular mı? Sıkıldılar mı? Nelere üzüldüler, nelere sevindiler? Başta istediler, şimdi ne istiyorlar? 

YUSTUDIO çatısı altında sahnelenen Olga Maşa İrina Yine Üç Kız Kardeş oyunu, bizlere bunu aktarmasıyla diğer tüm Üç Kız Kardeş uyarlamalarından ayrılıyor. Yönetmenliği Yarkın Ünsal’a, metni Oya Denizyaran’a ait olan oyunda sahnede Ceren Çiçek, Ecegül Karadeniz ve Songül Boztepe var. Dramaturjisini yine Yarkın Ünsal’ın yaptığı oyunda Atacan Güzer’in şahane video tasarımından da bahsedeceğim elbette. 

Ceren Çiçek, Ecegül Karadeniz ve Songül Boztepe

Mutlak Karakterin Sınırı: Metnin İçinde Kalmak

Karşımızdaki Olga, Maşa ve İrina bu defa tek bir metinle var olmuş karakterler değiller. Hikâyelerinin tekrarında sıkışmış fakat bu tekrarın gayet bilincinde, esir yaşayan daimi figürler. Onları daimi kılan ise hem ezberlerinde olanlar hem de doğaçlamak zorunda kaldıkları. Bulundukları yer ile olmak istedikleri yer birbirine ne kadar benzer? Buna kesin bir yanıt bulamıyorlar bile. Fakat problemi içten içe biliyorlar. Problem, metnin içinde mahkûm bırakıldıkları piyon konumu. Yani içinde bulundukları metin ile kendileri arasındaki mesafe. Dolayısıyla başlatılan mücadele, metnin kendisine yönelik. 

Tekrarın İçinde Hapis 

Sene 1900, 1969 ve 2020. Fin de siècle, Ay’a gidiş, pandemi dönemi. Kız kardeşleri üç döneme de uyarlamayı teker teker deniyor yazarımız. Bu dönemler doğal bir akış hissettirmiyor bize. Böylelikle karakterlerin yaşadıkları kafa karışıklığı seyirciye de işliyor. Maalesef bu sarsıntılı zaman yolculuğunda metnin kemik yapısına ait sınırlar sabit kalıyor. Bu yüzden de söz konusu; değişimin değil, tekrarın farklı biçimleriyle karşılaşmak oluyor. 

Olga, Ecegül Karadeniz

Bu hamster çarkının içinde karakterlerin dertleri de deva bulmak yerine şekil değiştiriyor. Olga, aklı başında ve sorumluluk sahibi bir profil çiziyor. Katı mizacı, esasında hep aynı durumu muhafaza etmek zorunda olmanın ağırlığından kaynaklanmakta. Radikal bir adım atmak en çok onun için zor çünkü “üç kız kardeş” arasında kendine düşen hayat görüşünün farkında ve bu hayat görüşü, zinciri kırmak gibi bir eylemi düşünmeye bile ters.

Maşa, Songül Boztepe

Maşa’nın dobralığı ve pasif agresifliği mizaç denilip geçilecek bir sınırın çok ötesinde. Esaretini en net görebilen kardeştir Maşa, döngüde kendisini yıllardır kuş kafesinde kilitli bir aslan gibi hisseder. Artık çok sıkılmıştır. Önceki uyarlamalarda hoşuna gitmeyen kararlarla karşılaşmış, talihsizliği içindeki ateşi körüklemiştir.  Yerine göre kalender veya gergin davrandığını gözlemlediğimiz, patlamaya içten içe hazır bir bombadır.

İrina, Ceren Çiçek

İrina’nın (Ceren Çiçek) ruhsal yorgunluğu ise sahip olduğu umut ve hayallerden, daha doğrusu bu umut ve hayallerin sürekli ertelenmesinden kaynaklanır. Hayatının ışıltısı olan “bir gün” düşünceleri, her gün aynı yerde durdukça paslanmaktadır. Üstelik İrina, bu paslanmayı kendine dert etmeyecek kadar naif ve umut doludur. Fakat umut, İrina’yı tamamen kör etmiyor. Zaman zaman yüzleşmekten kaçsa da geleceğe dair beklentilerinin tozlanmakta olduğunu biliyor. 

Ancak bu mevcut döngü giderek daha görünür bir hâl alıyor, rahatsızlık yaratıyor ve sonunda kabul edilen bir kader olmanın dışına çıkıyor. Karakterlerin canına tak eden olaylara ve durumlara şahit oluyoruz. Tam da burada, karakterlerin, o mutlak üç kız kardeşin döngüyü kırma mücadelesi başlıyor.

Absürd Olan 

Tekrarlar, kesintiler ve beklenmedik kırılmalar ile oyunun absürd yapısı, bir biçim tercihinden ziyade anlatı temeli. Bu anlatı sayesinde oyunda bir ritim tutturulurken olay örgüsündeki çıkışsızlık belirginleşiyor. 

Alıştığımız anlatılarda karakterlerin farkındalığı arttıkça çözüm yolu belirginleşir. Bu oyunda ise artan farkındalık çaresizliğin altını çiziyor. Huzursuzluk artıyor. Fakat işte, huzursuzluk arttıkça da farkındalıklar yüzlerini başka taraflara çevirmeye başlıyor.  

Bir noktadan sonra sorumuz netleşiyor: Döngünün dışına çıkmak, orada yaşamak mümkün mü? Yapılabilecek bir şey mi bu? Biz, bunu başarabilir miyiz? Kardeşler bu ihtimalin etrafında dolanıp duruyor, öne atılıyor, geri çekiliyor, tereddüt veya cesaret ediyor. 

Olga Maşa İrina Yine Üç Kız Kardeş

Video ile Sağlanan 

Sahnenin vurgulanan sınırları, karakterlerin özgürlük alanının ne kadar kısıtlı olduğunu gösteriyor. Metnin karakterlerce algılanışı bu sayede hissedilebilir hâle geliyor. Hikâye anlatımının sahnede kendi özgürlüğünü kazanması ise Atacan Güzer’in video tasarım desteği sayesinde elde ediliyor. Gerçi bir destekten ziyade, oyunda gerçekliği artıran bir işleve sahip video. Zaman sıçramalarını, kırılma anlarını, zihinsel çatışmaları ve bunların ortaya çıkış nedenlerini videodaki gösterimler üzerinden takip ediyoruz; bizler de karakterler de. Böylece seyirci sadece sahneden sahneye değil, bir vazgeçişten yeni bir başlangıca adım adım takip ediyor hikâyeyi. Sahnede olanlar ile birlikte kuliste geçenleri de izlemek gibi. Hem yazarın hem de karakterin dünyasına hâkim oluyoruz. 

Olga Maşa İrina Yine Üç Kız Kardeş

Anlatılacak Olanı Devralmak

Bir devrim, bir meydan okuma yaşanıyor. Karakterlerin mutlaklığı gibi sonunda yazar da mutlak hâle geliyor. Bilgisayarının, daktilosunun, defterinin başında olan kimsenin Chekhov’dan ayrı bir yanı kalmıyor. Hepsi aynı: Hepsi yazar kimliğinde. 

Bu mutlaklık dönüşümüyle karakterler güç kazanıyor. Yazarla bir nevi konuşuyor, onu münazaraya çekiyor, zorluyor, ona direniyor ve hatta onu kışkırtıyorlar. Mevcut sınırlar da onları manipüle etmeye, savaşı sürdürmeye devam ediyor. Artık üç kız kardeş de döngüyü kırma ihtimalini ciddiye almaya başlıyor ve sonunda, bu ihtimale bir karar şekli verebiliyorlar. 

Olga, Maşa ve İrina oyun boyunca yaşadıkları gitgeli cesaretle, hayal bile edilemeyene baş koyarak sonlandırıyorlar. Basit anlamından öte bir kız kardeşlik, zaten başından beri var olduğunu anladıkları en büyük güçleri oluyor. Hikâyenin dizginlerini ellerine almayı başarabildiklerinde ne ile karşılaşacaklar? Bilmiyorlar. Bilmeleri gerekiyor mu? Belki de gerekmiyor. Belki de bazı hedeflere ulaşmak için kontrolden ziyade tek başına cesarettir gereken, hele ki yalnız değilsek. Hele ki kız kardeşlerimiz yanımızdaysa. Bazen, özgürleşmenin mücadelesini başlatacak cesareti yaratabilmek için esareti tecrübe etmek gerekir. Her karakter bir yazar tecrübe eder aslında. 

Sonra birden, kalemi onun elinden çekip alır. 

KÜNYE:Anton Çehov’un Üç Kız Kardeş adlı oyunundan hareketleYazan: Oya DenizyaranYöneten: Yarkın ÜnsalOyuncular: Ceren Çiçek-Ecegül Karadeniz-Songül BoztepeDramaturgi: Yarkın ÜnsalDekor&Aksesuar Tasarım: Işınsu Ersan ÖztürkKostüm Tasarım: İpek DanerIşık Tasarım: Eren UğurhanMüzik: Cem KahramanHareket Düzeni: Orçun OkurganVideo Tasarım: Atacan GüzerAfiş Fotoğraf: Kutay ErtürkAfiş Tasarım: Mert ÇiçekReji Asistanı: İpek Atmaca - Yaren İnanYapım: Ceren Çiçek & Songül Boztepe & YUSTUDIO