
“Bu iki sevgili küçük canlı benim arkadaşlarım. Zekiler, sevgi dolular, komikler ve çoğu zaman sıkılıyorlar. Beni çalışırken izliyorlar; ben de birlikte oluşturdukları sıcak biçimleri, hüzünlerini ve sevinçlerini fark ediyorum. Ve Hollywood köpekleri oldukları için, nedense bir resim yapıldığını biliyor gibiler.”



Henry Gedzahler’in ardından Hockney:
“Sevgi dolu bir şey resmetmeyi umutsuzca istiyordum… Öyle büyük bir sevgi kaybı hissettim ki bununla bir şekilde başa çıkmak istedim. En iyi arkadaşlarımı, Stanley ve Boodgie’yi resmettiğimi fark ettim. Benimle uyurlar; her zaman buradalar. Bensiz hiçbir yere gitmezler, ben de onları yalnızca ara sıra bırakırım. Benim için küçük insanlar gibiler. Konu köpekler değildi; bu küçük canlılara duyduğum sevgiydi.”

Köpeklerinden Stanley 15 yaşında ölünce Hockney zor zamanlar geçirdiğini anlattı. Stanley LA’deki evinin bahçesine gömüldü.
“Stanley, yağmur yağmadığı ya da bir yerlerde yemek dağıtılmadığı sürece beni her yerde takip eder. Boodgie ise daha yalnız takılan biri. Çok rahat bir hayatları var; ara sıra plaja giderler ve benim görebildiğim kadarıyla yalnızca iki ilgi alanları var: yemek ve sevgi. Hem de bu sırayla.”


1937 yılında doğan ve günümüzün en önemli İngiliz sanatçılarından biri olan Hockney, 88 yıllık hayatında hiç durmadan üretti ve görmenin kurallarını sürekli zorladı. Hiçbir zaman tek bir perspektife, tek bir doğru açıya, tek bir temsil biçimine inanmadı.
1960'lara kadar fotoğraf ile uğraşan Hockney’nin resim dünyasında önemli bir yeri olan havuzlar, modern hayatın, arzunun, yalnız-lığın ve özgürlüğün yüzeyiydi. Los Angeles ışığı onda kartpostal gibi değil, yeni bir görme rejimi gibi çalıştı.





David Hockney, fizikçi Charles M. Falco ile birlikte sanat tarihinde çok tartışılan Hockney–Falco tezini ortaya attı. Bu teze göre Rönesans’tan itibaren Batı sanatındaki şaşırtıcı gerçekçilik yalnızca “çıplak göz” ve el becerisiyle değil; camera obscura, camera lucida ve eğri aynalar gibi optik araçların yardımıyla gelişmişti. Hockney bu fikri 2001 tarihli Secret Knowledge kitabında anlattı ve sanatçılarla sanat tarihçileri arasında hâlâ süren hararetli bir tartışma başlattı.



Doğa, Hockney’nin son senelerinde öne çıkan temaydı. Teknolojiyle arası her zaman iyi olan ve sanatına hep dahil eden Hockney, iPad ile yaptığı resimlerin çoğunu bahçesindeki ağaçları inceleyerek yaptı.
Sakıp Sabancı Müzesi, 2022 yılında Hockney'nin "Baharın Gelişi, Normandiya, 2020" sergisine ev sahipliği yapmıştı. iPad ile çizilen 116 neşe dolu eserden oluşan bu sergi, Hockney’nin doğayı ve baharın uyanışını dijital sanatla yorumladığı özel bir koleksiyonu Türkiye'deki sanatseverlerle buluşturdu. Sergiyi gezdiyseniz Hockney’nin gözlem yeteneğine, doğayı ve hayatı hiçbir fazlalık olmadan resmedişine siz de hayran olmuşsunuzdur mutlaka.

%20kuru%20kalem%20ve%20grafit%2059x82%20cm.jpg)

