Published in  
Anlık Rast
 on  
October 24, 2026

Festival Başladı: 30. İstanbul Tiyatro Festivali’nde hangi oyunu neden izlemeli?

İstanbul Tiyatro Festivali, 22 Ekim’de olağanüstü bir yapım olan Lacrima ile perdelerini açtı. Bu yıl 30. kez düzenlenen festival, 17 yapımı İstanbul’un iki yakasına taşıyor. Hafızadan kimliğe, kadınların hikâyelerinden savaşın izlerine, moda endüstrisinin görünmeyen emekçilerinden modern dünyanın felaketlerine uzanan programda neler var? 3 Aralık’a kadar devam edecek festivalin bütün yapımlarını inceledi. İşte oyun seçmekte zorlananlar için hangi oyunu neden izlemeli rehberi.
Kategori
Anlık Rast
Tarih
24/10/26

Festival Başladı: 30. İstanbul Tiyatro Festivali’nde hangi oyunu neden izlemeli?

İstanbul Tiyatro Festivali, 22 Ekim’de olağanüstü bir yapım olan Lacrima ile perdelerini açtı. Bu yıl 30. kez düzenlenen festival, 17 yapımı İstanbul’un iki yakasına taşıyor. Hafızadan kimliğe, kadınların hikâyelerinden savaşın izlerine, moda endüstrisinin görünmeyen emekçilerinden modern dünyanın felaketlerine uzanan programda neler var? 3 Aralık’a kadar devam edecek festivalin bütün yapımlarını inceledi. İşte oyun seçmekte zorlananlar için hangi oyunu neden izlemeli rehberi.

Grseller:İKSV izni ile kullanılmıştır
Kategori
Anlık Rast
Tarih
24/10/26

Festival Başladı: 30. İstanbul Tiyatro Festivali’nde hangi oyunu neden izlemeli?

İstanbul Tiyatro Festivali, 22 Ekim’de olağanüstü bir yapım olan Lacrima ile perdelerini açtı. Bu yıl 30. kez düzenlenen festival, 17 yapımı İstanbul’un iki yakasına taşıyor. Hafızadan kimliğe, kadınların hikâyelerinden savaşın izlerine, moda endüstrisinin görünmeyen emekçilerinden modern dünyanın felaketlerine uzanan programda neler var? 3 Aralık’a kadar devam edecek festivalin bütün yapımlarını inceledi. İşte oyun seçmekte zorlananlar için hangi oyunu neden izlemeli rehberi.

Grseller:İKSV izni ile kullanılmıştır

‍

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen İstanbul Tiyatro Festivali, 30. yılında tiyatronun yalnızca hikâye anlatmakla yetinmeyen, dünyayı anlamaya ve sorgulamaya çalışan yüzünü öne çıkarıyor. Mehmet Birkiye’nin küratörlüğündeki festival, altısı uluslararası, 11’i Türkiye’den olmak üzere 17 tiyatro, dans ve performans yapımını izleyiciyle buluşturuyor. Festival Artı kapsamındaki söyleşiler, atölyeler ve buluşmalarla birlikte 17 farklı mekâna yayılan program, 22 Ekim-3 Aralık tarihleri arasında devam edecek.

Bu yılın programına bakıldığında üç meselenin özellikle öne çıktığı görülüyor: hafıza, aidiyet ve insanın başka insanlarla kurduğu ilişki. Kimileri tarih kitaplarının dışında bırakılan hayatların peşine düşüyor, kimileri bugün yaşadığımız dünyanın çatışmalarını sahneye taşıyor. Bazılarıysa kelimeler yerine bedeni, hareketi, sessizliği veya kuklaları kullanarak anlatının sınırlarını genişletiyor.

Festivalin 30. yılı aynı zamanda bir devir teslimi. Üç yıllık küratörlük dönemini tamamlayan Mehmet Birkiye, festivale Oscar Wilde uyarlaması Dorian Gray’in Portresi ile veda ediyor. Festivalin bu yılki Onur Ödülü ise tiyatro sanatçısı Tilbe Saran’a verildi.

‍

Hangi oyunu neden izlemeli?

‍

Lacrima, İstanbul Tiyatro Festivali

‍

1. Lacrima

22-23 Ekim | Zorlu PSM Turkcell Sahnesi

Paris’teki bir modaevinden Hindistan’ın Mumbai kentindeki nakış atölyelerine uzanan Lacrima, yüksek modanın görkemli dünyasının ardında çalışan görünmez insanları anlatıyor. Strazburg Ulusal Tiyatrosu’nun ilk kadın direktörü Caroline Guiela Nguyen’in yazıp yönettiği oyun, farklı coğrafyalarda ve dillerde yaşayan insanların emeğini tek bir hikâyede buluşturuyor. 2024 Avignon Festivali’nde prömiyer yapan yapım, uluslararası sahnelerde büyük ilgi gördü.

‍Neden izlemeli? Çünkü lüksün, güzelliğin ve kusursuzluğun bedelini kimin ödediğini sorgulayan bu yapım, modaya olduğu kadar sınıfsal eşitsizliklere ve küresel üretim ilişkilerine de bakıyor.

‍

Kafes Arkası Günahkârları: Silahşör Kızı Rabia Hanım

‍

‍

2. Kafes Arkası Günahkârları: Silahşör Kızı Rabia Hanım

24-25 Ekim | Phebus Müzayede Evi

İstanbul tarihçisi Reşad Ekrem Koçu’nun anlatılarından hareketle hazırlanan oyun, izleyiciyi 17. yüzyıl İstanbul’una, Silahşör Kızı Rabia Hanım’ın alışılmış ahlak anlayışını altüst eden dünyasına götürüyor. Lara Lakay’ın uyarladığı, Bedir Bedir’in oynadığı yapımda, bir müzayede evi sahneye dönüşürken arzu, günah ve ikiyüzlülük açık artırmaya çıkıyor. Canlı müzik ve kabare öğelerini bir araya getiren gösteri, alışıldık tiyatro deneyiminden uzaklaşıyor.

‍Neden izlemeli? Çünkü İstanbul’un resmi tarihinin dışında kalan renkli, tuhaf ve kışkırtıcı hikâyelerini keşfetmenin yollarından birini sunuyor.

‍

Rüzgâr Ağacı

‍

3. Rüzgâr Ağacı

24-25 Ekim | AKM Tiyatro Salonu

Brezilya doğumlu koreograf Fernando Melo’nun 2023 yılında Danish Dance Theatre için yarattığı Rüzgâr Ağacı, festivalin 30. yılı için İstanbul Devlet Opera ve Balesi işbirliğiyle MDTistanbul dansçıları tarafından yeniden sahneleniyor. Ressam Vilhelm Hammershøi’nin gizemli iç mekânlarından esinlenen yapım, hareketi, ışığı ve müziği kullanarak gerçeklik algısıyla oynuyor. Dansçılar kimi zaman yerçekimine meydan okuyor, kimi zaman bir resmin içinden çıkmışçasına belirip kayboluyor.

‍Neden izlemeli? Çünkü çağdaş dansın yalnızca hareketten değil, mekân, zaman ve görsel yanılsamadan da oluşan büyüleyici bir anlatı dili olduğunu gösteriyor.

‍

Bir Çeyiz Sözleşmesi

‍

‍

4. Bir Çeyiz Sözleşmesi

30-31 Ekim, 1 Kasım | Yeniköy Panayia Rum Ortodoks Kilisesi

129 yıl önce düzenlenmiş bir çeyiz sözleşmesi, yazıldığı yer olan Yeniköy’deki tarihi kilisede yeniden hayat buluyor. Elif Özge Maltepe’nin yazdığı, Murat Daltaban’ın yönettiği oyun, arşivlerde kalmış bir belgeden hareketle geçmişin insanlarına ve toplumsal ilişkilerine bakıyor. Tarihi mekânın hikâyenin parçası olması, gösteriyi sıradan bir sahne uyarlamasından ayırıyor.

‍Neden izlemeli? Çünkü bir çeyiz belgesinin, kadınların hayatları ve İstanbul’un çokkültürlü geçmişi hakkında ne kadar çok şey anlatabileceğini merak ettiriyor.

‍

Ve Ateş Bizi Tüketiyor

‍

5. Ve Ateş Bizi Tüketiyor

31 Ekim-1 Kasım | Bakırköy Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi

Murat Gülsoy’un aynı adlı romanından Müge Oskay tarafından uyarlanan oyun, Mehmet Birkiye yönetmenliğinde sahneye taşınıyor. Kayıp birini aramakla başlayan hikâye, giderek geçmişe, kimliğe ve insanın kendi zihninin karanlık köşelerine yönelen bir arayışa dönüşüyor. Hafızanın güvenilmezliği ve gerçeklikle kurduğumuz kırılgan ilişki, anlatının merkezinde yer alıyor.

‍Neden izlemeli? Çünkü çağdaş Türk edebiyatının dikkat çekici yazarlarından Murat Gülsoy’un zihinsel labirentlerini tiyatro aracılığıyla deneyimleme imkânı sunuyor.

‍

Sanatçısı Belirsiz* İvi Buradaydı

‍

‍

6. Sanatçısı Belirsiz* İvi Buradaydı

3-4 Kasım | Arter Karbon, 17 Kasım | Bakırköy Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi

Çiğdem Erdöl’ün yazdığı, Elif Sözer ve Zeynep Özden’in yönettiği oyun, İstanbul doğumlu Rum ressam İvi Stangali’nin izini sürüyor. 1964 sürgününün ardından kentin kültürel hafızasından silinen sanatçının hikâyesi, unutulmanın yalnızca kişisel değil, toplumsal ve politik bir mesele olduğunu hatırlatıyor. Bu İşte Bir Kadın Var seçkisindeki yapım, sanat tarihinin görünmezleştirdiği kadınları da gündeme getiriyor.

‍Neden izlemeli? Çünkü İstanbul’un eksik bırakılmış hafızasını, unutulan bir kadın sanatçının hayatı üzerinden yeniden düşünmeye çağırıyor.

‍

Elizabeth Costello

‍

‍

7. Elizabeth Costello

4-5 Kasım | Paribu Art

Nobel ödüllü Güney Afrikalı yazar J. M. Coetzee’nin Romancının Romanı adlı eserinden Saim Güveloğlu’nun uyarlayıp yönettiği yapım, sanat, etik ve insanın dünyayla ilişkisi üzerine yoğunlaşıyor. Coetzee’nin yarattığı yazar karakter Elizabeth Costello, insanın başka canlılara ve dünyaya karşı sorumluluklarını tartışmaya açıyor. Edebiyatın felsefeyle buluştuğu eser, kolay cevaplar sunmak yerine soruları çoğaltıyor.

‍Neden izlemeli? Çünkü sanatın ne işe yaradığı ve bir sanatçının dünyaya karşı nasıl bir sorumluluk taşıdığı üzerine düşünmek isteyenler için festivalin en entelektüel duraklarından biri.

‍

Veda Ritüeli

‍

‍

8. Veda Ritüeli

7-8 Kasım | Paribu Art

Birleşik Krallık merkezli Ad Infinitum topluluğunun yapımı, doğuştan sağır bir adamın, kendisiyle iletişim kurmayı öğrenmemiş babasının ölümünün ardından yaşadığı vedayı anlatıyor. Ramesh Meyyappan ve George Mann’ın birlikte geliştirdiği sözsüz performans, bedenin ve hareketin anlatım gücüne dayanıyor. Kaybın, iletişimsizliğin ve aile bağlarının ağırlığı, kelimelere ihtiyaç duymadan sahneye taşınıyor.

‍Neden izlemeli? Çünkü hem erişilebilir tiyatro üzerine düşünmeye hem de konuşmadan anlatmanın ne kadar güçlü olabileceğini deneyimlemeye imkân veriyor.

‍

‍

Requiem

‍

‍

9. Requiem

11-12 Kasım | Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi

Rus yönetmen Dmitry Krymov’un yazıp yönettiği Requiem, Rusya-Ukrayna savaşının gölgesinde şekillenen bir yapım. Kayıp, savaş, ölüm ve insanlığın ortak hafızası gibi temaları çağdaş tiyatronun görsel anlatım olanaklarıyla buluşturuyor. Haruki Murakami’den Shakespeare’e uzanan edebî referanslarla kişisel acıyı evrensel bir hikâyeye dönüştürüyor.

‍Neden izlemeli? Çünkü savaşın yalnızca siyasi ve askeri bir olay değil, insanın hafızasında ve ruhunda açılan bir yara olduğunu hatırlatıyor.

‍

‍

En Son Neyi Unuttuğumu Hatırlamıyorum

‍

‍

10. En Son Neyi Unuttuğumu Hatırlamıyorum

13-14 Kasım | Alan Kadıköy

Çağdaş dans topluluğu Taldans, yaklaşık 30 yıl önce Tiyatro Araştırma Laboratuvarı tarafından kayda alınan Troya İçinde Vurdular Beni çalışmasının izini sürüyor. Geçmişte üretilmiş bir performans, bugünün bedenleri ve hareket diliyle yeniden ele alınıyor. Böylece unutmak, hatırlamak ve bedensel hafıza üzerine deneysel bir karşılaşma ortaya çıkıyor. Neden izlemeli? Çünkü dansın yalnızca yeni hareketler üretmekle değil, geçmişin izlerini bugünde yeniden okumakla da ilgilendiğini gösteriyor.

‍

Bir Bebek Evi

‍

‍

11. Bir Bebek Evi

14-15 Kasım | Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi

Henrik Ibsen’in kadınların toplumsal rollerini ve evlilik kurumunu sorgulayan klasiği, Norveçli yönetmen ve kukla sanatçısı Yngvild Aspeli’nin yorumuyla sahneye taşınıyor. Aspeli ve Paola Rizza’nın kukla sanatına dayanan yaklaşımı, Nora’nın hikâyesine farklı bir görsel boyut kazandırıyor. 19. yüzyılda yazılmış metin, özgürlük, evlilik, annelik ve birey olma meseleleriyle bugün de güncelliğini koruyor.

‍Neden izlemeli? Çünkü Nora’nın kapıyı kapatıp gitme kararı, aradan geçen yaklaşık 150 yıla rağmen kadınların hayatına dair hâlâ önemli sorular soruyor.

‍

‍

Anna K

‍

‍

12. Anna K

18-19 Kasım | Alan Kadıköy

Suzie Miller’ın yazdığı, Nagihan Gürkan’ın yönettiği oyun, bir kadının özel hayatının sosyal medya çağında nasıl kamusal bir tartışmaya dönüşebileceğini ele alıyor. Adını Tolstoy’un unutulmaz kahramanından alan yapım, Anna Karenina’nın trajedisini günümüzün görünürlük, yargılama ve teşhir kültürüyle ilişkilendiriyor. Bir kadının hayatı, kendi kontrolünden çıkarak başkalarının yorumladığı ve etiketlediği bir hikâyeye dönüşüyor.

‍Neden izlemeli? Çünkü toplumsal yargının biçim değiştirdiği ama kadınlara yönelen baskının ortadan kalkmadığı dijital çağ üzerine güncel bir tartışma açıyor.

‍

‍

İstanbul Mon Amour: Aşk > Nefret < Aşk

‍

‍

13. İstanbul Mon Amour: Aşk > Nefret < Aşk

21-22 Kasım | Saint-Joseph Fransız Lisesi, Yeldeğirmeni Sanat, Komünite

İstanbul Mon Amour, bu yıl Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun yazıp yönettiği üç hikâyeyle Kadıköy’e dönüyor. Damla Sönmez, Ceren Kaçar, Selen Öztürk, Sevda Deniz Karali ve Melis Öz’ün rol aldığı yapım, üç ayrı mekânda kadınların şehre, aşka, geçmişe ve aidiyete ilişkin duygularının izini sürüyor. İzleyiciler, Kadıköy’ün farklı noktalarını kapsayan Rahat Tur veya Hızlı Tur seçeneklerinden birini tercih edebiliyor. Neden izlemeli? Çünkü İstanbul’un yalnızca oyunların dekoru değil, başlı başına bir karakter olduğu ve şehri yürüyerek deneyimlemeyi de içeren farklı bir tiyatro yolculuğu öneriyor.

‍

‍

Aksak Deliryum

‍

‍

14. Aksak Deliryum

24-25 Kasım | Alan Kadıköy

Yeşim Özsoy’un yazıp yönettiği Aksak Deliryum, Etiler’deki bir kafede, gündelik hayatın içine sızan belirsiz bir felaketin izlerini takip ediyor. Altı karakterin yollarının kesiştiği hikâye, tufan mitlerini günümüzün savaş, kriz ve tükenmişlik atmosferiyle ilişkilendiriyor. Müziğini Baba Zula ve Zen’den tanıdığımız Murat Ertel’in hazırladığı yapım, GalataPerform’un disiplinlerarası sahne anlayışını sürdürüyor. Neden izlemeli? Çünkü dünyanın sonuna yaklaşırken bile gündelik alışkanlıklarından vazgeçemeyen insanın tuhaflığını ve kırılganlığını sorguluyor.

‍

Nederlands Dans Theater (NDT 2)

‍

‍

15. Nederlands Dans Theater (NDT 2)

27-28 Kasım | Zorlu PSM Turkcell Sahnesi

Çağdaş dansın uluslararası alandaki en önemli topluluklarından Nederlands Dans Theater’ın genç dansçı kadrosu NDT 2, üç parçalı bir programla İstanbul’a dönüyor. Gösteride Jiří Kylián ve Marco Goecke’nin koreografileri, Noé Soulier’nin yeni çalışmasıyla buluşuyor. Farklı kuşakların dans anlayışlarını aynı gecede izlemek, çağdaş dansın geçirdiği dönüşümü görme fırsatı sunuyor. Neden izlemeli? Çünkü dünya çağdaş dans sahnesinin önde gelen topluluklarından birini canlı izlemek ve birbirinden farklı koreografik dilleri karşılaştırmak için özel bir fırsat.

‍

‍

Dil Broblem Değil (Language: no broblem)

‍

‍

16. Dil Broblem Değil (Language: no broblem)

28-29 Kasım | Alan Kadıköy

Filistinli sanatçı Marah Haj Hussein’in çalışması, işgal altında yaşayan bir ailenin ses kayıtlarından hareketle dilin, kimliğin ve kuşaklar arası aktarımın izini sürüyor. Anadilin yaşanan politik ve toplumsal koşullarla nasıl değiştiği, aile içindeki sesler aracılığıyla görünür hâle geliyor. Yapım, dilin yalnızca iletişim kurmaya değil, hafızayı ve aidiyeti korumaya da yaradığını hatırlatıyor.

‍Neden izlemeli? Çünkü savaş ve yerinden edilme gibi büyük politik meselelerin insanların en mahrem alanlarına, hatta konuşma biçimlerine nasıl yansıdığını anlamaya yardımcı oluyor.

‍

‍

Dorian Gray’in Portresi

‍

‍

17. Dorian Gray’in Portresi

3 Aralık | Zorlu PSM Turkcell Platinum Sahnesi

Oscar Wilde’ın gençlik, güzellik, haz ve ahlak üzerine zamansız romanı, Kerem Kurdoğlu’nun uyarlaması ve Mehmet Birkiye’nin yönetmenliğinde sahneye taşınıyor. Salih Bademci, Engin Hepileri ve Yiğit Sertdemir’in de rol aldığı yapım, Wilde’ın metnini çağdaş sahne anlatımıyla yeniden yorumluyor. Festivalin kapanışını yapan oyun, aynı zamanda Birkiye’nin üç yıllık küratörlük dönemine de veda niteliği taşıyor.

‍Neden izlemeli? Çünkü güzellik ve gençlik takıntısının sosyal medya çağında yeni boyutlar kazandığı bir dönemde, Dorian Gray’in hikâyesi her zamankinden daha tanıdık görünüyor.

‍

‍

Festival etkinlikleri

‍

Festival yalnızca sahnelerde değil: Festival Artı

30. İstanbul Tiyatro Festivali’nin önemli yeniliklerinden biri, ücretsiz etkinliklerin Festival Artı başlığı altında bir araya getirilmesi. Ustalık sınıfları, söyleşiler, atölyeler ve kitap kulübü buluşmaları, izleyicilere oyunları yalnızca izlemekle kalmayıp sanatçılar ve eserlerle daha yakından ilişki kurma imkânı sunuyor.

Programda Caroline Guiela Nguyen ve Fernando Melo’nun yaratıcı süreçlerini ele alan ustalık sınıfları; İvi Stangali ve Reşad Ekrem Koçu’nun dünyalarını inceleyen söyleşiler; çağdaş dans buluşmaları ve çocuklara yönelik kukla atölyeleri yer alıyor. Edebiyatla tiyatro arasındaki ilişkiye odaklanan kitap kulübü etkinlikleri de programın dikkat çekici parçalarından.

30 yılın ardından

1989’dan bu yana devam eden İstanbul Tiyatro Festivali, 30. edisyonunda yalnızca farklı ülkelerden yapımları ağırlamakla kalmıyor, seyirciyi tiyatronun değişen ifade biçimleriyle tanıştırmayı da sürdürüyor.

Bu yılki programın ilginç tarafı, farklı dönemlerin ve coğrafyaların hikâyelerini bugünün ortak sorularında buluşturması. 17. yüzyıl İstanbul’unda ahlak ve arzuyu sorgulayan bir hikâye ile sosyal medya çağında bir kadının hayatının kamusal yargıya dönüşmesini anlatan başka bir oyun, aslında birbirinden o kadar da uzak değil. Bir ressamın unutulmuş hayatı, 129 yıllık bir çeyiz belgesi ve bir dans arşivi de aynı sorunun etrafında dolaşıyor: Kimlerin hikâyelerini hatırlıyoruz, kimlerinkini unutuyoruz?

Festival, bu soruların kesin cevaplarını vermiyor. Ama belki de iyi tiyatronun en önemli işlevlerinden biri tam olarak bu: Perde kapandıktan sonra da düşünmeye devam etmemizi sağlamak.

30. İstanbul Tiyatro Festivali

22 Ekim – 3 Aralık 2026

Program ve bilet bilgileri: tiyatro.iksv.org ve Passo.

Eczacıbaşı Genç Bilet kapsamında sınırlı sayıda öğrenci bileti 50 TL; engelli izleyiciler ve refakatçileri için belirlenen biletlerde yüzde 50 indirim uygulanıyor.