Published in  
Anlık Rast
 on  
May 7, 2026

GENÇLERİN TEVFİK FİKRETTEN ÖĞRENECEKLERİ İLK ŞEY, TUTKUNUN PEŞİNDEN GİTMEK, ONU BESLEMEK, GELİŞTİRMEK VE DAMITMAK

Geçtiğimiz günlerde yayınlanan Ressam ve Şair Tevfik Fikret kitabının lansmanında hem Galatasaray Lisesi’nin tarihi hakkında küçük anekdotlar dinledik hem de yazar Reha Bilge ile tanışma, kitabının detaylarını dinleme şansını yakaladık.
Kategori
Anlık Rast
Tarih
7/5/26

GENÇLERİN TEVFİK FİKRETTEN ÖĞRENECEKLERİ İLK ŞEY, TUTKUNUN PEŞİNDEN GİTMEK, ONU BESLEMEK, GELİŞTİRMEK VE DAMITMAK

Geçtiğimiz günlerde yayınlanan Ressam ve Şair Tevfik Fikret kitabının lansmanında hem Galatasaray Lisesi’nin tarihi hakkında küçük anekdotlar dinledik hem de yazar Reha Bilge ile tanışma, kitabının detaylarını dinleme şansını yakaladık.

Kategori
Anlık Rast
Tarih
7/5/26

GENÇLERİN TEVFİK FİKRETTEN ÖĞRENECEKLERİ İLK ŞEY, TUTKUNUN PEŞİNDEN GİTMEK, ONU BESLEMEK, GELİŞTİRMEK VE DAMITMAK

Geçtiğimiz günlerde yayınlanan Ressam ve Şair Tevfik Fikret kitabının lansmanında hem Galatasaray Lisesi’nin tarihi hakkında küçük anekdotlar dinledik hem de yazar Reha Bilge ile tanışma, kitabının detaylarını dinleme şansını yakaladık.

Tevfik Fikret’i, Aşiyan’ı edebiyat severlerin bilmemesi ve sevmemesi elbette mümkün değil ama “şairin ressam yönü” ile tanışmak, resimlerine daha yakından bakmak ülkenin tarihine dair de hala bilmediğimiz ne çok şey olduğunu hatırlatıyor. Kitap, sadece biyografik bir anlatı olmanın ötesine geçerek, Tevfik Fikret’in yaşadığı dönemin edebiyat dünyasındaki yerini de çeşitli yazarların gözünden ayrıntılı biçimde inceliyor. Aynı zamanda, onundizelerinin 21 yüzyılın değişen koşulları içerisinde nasıl yeniden okunabileceğine dair özgün bir yorum getiriyor. Kitabın tüm gelirinin Galatasaraylılar Yardımlaşma Vakfı’na bağışlanacak olması da, kitapla ilgili ayrı bir incelik. 

Tevfik Fikret’in ressam yönünü öne çıkartmak, bu yönünü tanıtmak neden önemliydi?

Kitabım “Ressam ve Şair Tevfik Fikret” adını taşıyor. “Şair ve ressam” demedim. Çünkü o zaten ünlü ve bilinen bir şair. Ama ressam yönü, dar bir çevre dışında neredeyse hiç bilinmiyordu. Tevfik Fikret’in resmini  ilk kez 2005 yılında Aşiyan’da keşfettim. O sıralarda Galatasaraylılar Derneği Başkanıydım ve anma töreninden sonra içeri girdiğimde tablo ve karakalem çizimleri gördüm. karşımda güçlü bir ressam vardı: Tevfik Fikret.  Sanat ve kültür dünyamız bu resimleri tanımalıydı. Hemen karar verdim ve konuyu  Yönetim Kurulumuza taşıdım.  Böylece Tevfik Fikret’in Aşiyan’da sergilenen tüm tablo ve portre çizimleri sanıyorum ilk kez yayınlandı. “Çizgiler ve Renkler Arasında Tevfik Fikret” adını taşıyan bu kitapta önsözün dışında  hiç bir metin ve yorum yoktur. 

Yıllar sonra Tevfik Fikret üzerinde yeniden çalışmaya başladığımda içimdeki ses beni yeniden onun ressam yönüme doğru götürdü. Çalışmalarım derinleştikçe gördüm ki Tevfik Fikret daha çok küçük yaşlarından itibaren kenisini bir ressam olarak algılamış Öyle ki evlerinin bahçesindeki küçük kulübesine astığı bir levhada kendisini ressam olarak tanımlamış. Galatasaray Lisesinin bitirme sınavlarında yaptığı karakalem portre ise müthiş bir eser. Üstelik resmin sağ üst ve alt köşelerinde imzasını atmış.  

Yukarıda da söylediğim gibi güçlü bir ressam Tevfik Fikret. Resim yeteneği şiirlerine de yansıtıyor. “Balıkçılar” şiiri örneğin müthiş bir sinematografik örgüye sahiptir.

Ne kadar sürede hazırlandı kitap, nasıl bir çalışma süreci oldu? 

Kitabın ilk aşaması, 2005 yılına kadar uzanıyor. Aynı yıl Ali Ergur beyin editörlüğünü yaptığı bir “Tevfik Fikret- Biyografya” başlıklı bir  dergi yayınlandı.  Ali bey benden de bir yazı istedi. O yazımda ise Tevfik Fikret’in klasik Türk şiiri ile olan ilişkisine değindim. Sonra, 2022 yılında „İz Bırakan Galatasaraylılar“ diye bir kitap yayınladım.  İçerisinde Tevfik Fikret’e geniş bir yer ayırdım, derken iş bir kitaba, „Ressam ve Şair Tevfik Fikret’e“ doğru evrildi. “Ressam ve Şair Tevfik Fikret“ görsel yanı çok zengin ve göz alıcı bir kitap oldu. Kitabın tüm özgün fotoğraf çekimlerini, görsel yönetmenliğini Tunç Bilge yürüttü. O olmasaydı benim metin aynı kalırdı, ama bu güzellikle bir kitap kesinlikle ortaya çıkmazdı.   

Bugünün gençliği Tevfik Fikret’in eserlerinden, düşüncelerinden neler öğrenmeli?

Karşımızda başarılı bir ressam ve başarılı bir şair var. Resim ve şiir bir tutku Tevfik Fikret için. O tutkunun ardından gitmiş Tevfik Fikret. İçlerinde sanat ve yazı  tutkusu olan gençlerin Tevfik Fikret’ten öğrenecekleri ilk şey, bu tutkunun peşinden gitmek, onu beslemek, geliştirmek ve damıtmak. Bu önerme tabii sadece sanat için değil, bilim, teknoloji, iş dünyası, hukuk gibi her alan için de geçerlidir.

İkinci öğrenecekleri husus ise, o tutkunun alanı her neyse, onu geçmişyle, eskisiyle, yenisiyle, klasik ve moderniyle tam olarak öğrenmek. İncelik ve ayrıntılarıyla öğrenmek. 

Tevfik Fikret imzalı Kabadayı eseri

Günümüzde Tevfik Fikret’e gereken, hak ettiği değer veriliyor mu sizce?

Şair Tevfik Fikret’in hak ettiği değeri büyük ölçüde yakaladığını düşünüyorum. Üstelik yalnızca Türkiye’de değil, Azerbaycan’da, İran da, Rusya‘nın Türkçe konuşan toplulukları arasında da bir şair olarak sevilmiş ve okunmuş.  Ama onun yaşadığı dönemi aşıp 21.ci yüzyılın paradigmaları açısından da büyük bir şair, insanlığın temel konularına temas eden evrensel bir şair olduğu gerçeği, benim kitabımın ana tezi.    

“Fikri hür, vicdanı hür” ifadesinin bugün geçerliliği olduğunu düşünüyor musunuz? Ya da en çok ihtiyacımız olan duruş mu bu bugün?

Kesinlikle çok ihtiyacımız olan bir duruş. Bakınız şimdi yepyeni bir dünya kuruluyor. Yapay zekânın, robotların egemen olacağı yeni bir dünya bu.  Üstelik bu dünyanın ana unsurları olan yapay zekâ ve robot teknolojileri ABD’nin ve Çin’in, bu iki ülkede de sadece birkaç şirketin denetiminde gelişiyor. Soru basit: yapay zekânın ve robotların egemen olduğu bir dünyada düşünce özgürlüğü ile özgür bir vicdan var olabilir mi? Yanıtı da basit: Palantir teknoloji şirketinin sahibi bu teknolojilerin bir savaş silahı  olduğunu açık açık söyledi.  İşte, ihtiyacımız olan duruş tam da burada ve Tevfik Fikret, kısa ve öz dizelerle dile getirmiş bu duruşu.

Kitabı hazırlarken Tevfik Fikret hakkında daha önce bilmediğiniz ve sizi şaşırtan neler öğrendiniz?

Çok şey öğrendim kitabı yazarken. Bilgi açısından beni şaşırtan şey onun klasik Türk şiirine, divan şiirine ve özellikle de Fuzuli ve Nedim gibi şiirlere olan sevgisi ve yakınlığı oldu. Asıl şaşırtıcı olan şey ise onun kişiliği. Çok değişik bir adam. Güçlü bir karakter. Öğrencilerine karşı, bir sinirlilik hali değil de ilkeli bir duruşun sahibi ve bir o kadar da şefkatli bir okul müdürü olması; ayrıntıları okudukça çok şaşırtan, üstün bir karakter.           

Sizi en çok etkileyen eseri hangisi?

En zor sorunuz bu. Resimlerini ele alırsak, öncelik “İstanbul Kabadayısı” başlıklı karakalem çiziminde  ve “Fırtına” adını taşıyan tablosunda. Bu iki resim de Tevfik Fikret adlı  büyük sanatçının tutkulu, taşkın ama dünyayı keskin bir zekâ ile inceleyip algılayan derin kişiliğini yansıtıyor. Bunların hemen ardından ise kendisini çizdiği iki karakalem resim geliyor.

Ressam ve Şair Tevfik Fikre, Reha Bilge, Tunç Bilge

Kitap lansmanınızda, Tevfik Fikret’in öğrencilere öncelikle düzgün birer insan olmayı, zevk sahibi olmayı öğrettiğini anlattınız. Bugün en çok ihtiyacımız olan öğretiler bunlar ama aynı zamanda en unutulan, es geçilen özellikler. Bir gün yeniden bu bakış açısına sahip olur muyuz sizce? Yeniden bunları bugünün ruhu ile öğretecek biri olur mu?

Şu anda bütün insanlık, bütün ülkeler benzer sorunlarla karşı karşıyadır. Sadece  bizim yakın çevremizde üç savaş var. Ayrıca biri barışla sonuçlandı ama bir tanesinin de nasıl gelişeceğini henüz bilmediğimiz iki çatışma alanı daha var çevremizde. Afrika’da başka, Doğu Avrupa’da başka çatışma alanları var. Bizim  kuşakların alıştığı dünya yıkılıyor. Henüz yerine ne gelecek belli değil. Nereye doğru gidiyoruz? Kestirmek ne yazık ki mümkün değil.  Ekonomik krizler var. Gençlerin gelecek kaygısı var. Ben yine de  benden sonraki kuşaklar için umudumu korumak istiyorum. 

Oğlunuzla çalışmak nasıldı?

Harikaydı. Baba oğul olmanın ötesinde ikimiz arasında müthiş bir işi bölümü oluştu. Ben yazıdan, o görsel ve güzel olandan sorumlu oldu. Bir baba için keyifli ve gurur verici bir çalışmaydı.

Reha ve Tunç Bilge

Kitabın gelirinin Galatasaraylılar Yardımlaşma Vakfı’na aktarılması çok çok anlamlı. Bu fikir nasıl geldi aklınıza? 

Bu bir gönül bağıdır. Galatasaraylılar Yardımlaşma Vakfının etkinliklerine katıldım. Florya’daki yurdunu çeşitli defalar ziyaret ettim. Gördüm. Oradaki insanlarla  konuşmak fırsatım oldu. Hatta orada yıllardır görmediğim eski tanıdklarımla yeniden karşılaştım. Yalnızlıktan kurtulmuşlardı. Bakım altındaydılar. Kitaplarımın gelirini  oraya bağışlamak düşüncesi böylece kendiliğinden gelişti. Bu benim için bir mutluluk oldu.