Published in  
Güzel Rastlantılar
 on  
June 2, 2026

İstanbul ve Köln arasında edebiyat seyri oluşturan Sedef İlgiç ve Milena Mana da Costa ile SEYİR QUARTIER ÜZERİNE

Türkiye ve Almanya arasında kültür sanat alanında karşılaşmalar için bir alan olan istanbulberlin’in kurucusu Sedef İlgiç, edebiyat alanında Türkiye ve Köln arasındaki sürdürdüğü rezidans programı Seyir Quartier’nin üçüncü bursiyeri Elif Nur Aybaş ile İstanbul’dan Köln’e seyahat etti. Proje partneri, Quartier am Hafen’ın Sanat Direktörü Milena Mana da Costa ile sergi açılışları ve lit.COLOGNE.POP arasında buluştu. Ortak projelerine dair hayallerinden kırklı yaşların çoluk çocuğa karışan proje yöneticiliğine uzanan sohbetlerine konuk oluyoruz.
Tarih
2/6/26

İstanbul ve Köln arasında edebiyat seyri oluşturan Sedef İlgiç ve Milena Mana da Costa ile SEYİR QUARTIER ÜZERİNE

Türkiye ve Almanya arasında kültür sanat alanında karşılaşmalar için bir alan olan istanbulberlin’in kurucusu Sedef İlgiç, edebiyat alanında Türkiye ve Köln arasındaki sürdürdüğü rezidans programı Seyir Quartier’nin üçüncü bursiyeri Elif Nur Aybaş ile İstanbul’dan Köln’e seyahat etti. Proje partneri, Quartier am Hafen’ın Sanat Direktörü Milena Mana da Costa ile sergi açılışları ve lit.COLOGNE.POP arasında buluştu. Ortak projelerine dair hayallerinden kırklı yaşların çoluk çocuğa karışan proje yöneticiliğine uzanan sohbetlerine konuk oluyoruz.

Tarih
2/6/26

İstanbul ve Köln arasında edebiyat seyri oluşturan Sedef İlgiç ve Milena Mana da Costa ile SEYİR QUARTIER ÜZERİNE

Türkiye ve Almanya arasında kültür sanat alanında karşılaşmalar için bir alan olan istanbulberlin’in kurucusu Sedef İlgiç, edebiyat alanında Türkiye ve Köln arasındaki sürdürdüğü rezidans programı Seyir Quartier’nin üçüncü bursiyeri Elif Nur Aybaş ile İstanbul’dan Köln’e seyahat etti. Proje partneri, Quartier am Hafen’ın Sanat Direktörü Milena Mana da Costa ile sergi açılışları ve lit.COLOGNE.POP arasında buluştu. Ortak projelerine dair hayallerinden kırklı yaşların çoluk çocuğa karışan proje yöneticiliğine uzanan sohbetlerine konuk oluyoruz.

Milena ile tanışmalısın! Stüdyomun bulunduğu Quartier am Hafen’da pek çok kültürel çalışma yürütüyor,” dedi. Tanışmamız üzerine edebiyat alanında birlikte bir rezidans programı oluşturmaya karar verdik.

Milena Da Costa: Bunun birçok nedeni vardı. Aslında ilk çevrimiçi görüşmemizde, Tarabya Kültür Akademisi’nde konuk olduğu sırada arkadaşım Rebekka Endler’i ziyaretim sırasında İstanbul’daki okuma etkinliğinde birbirimizi gördüğümüzü fark ettik. Onun aracılığıyla Tarabya’daki rezidans programını tanıdım ve araştırmamda Almanya’dan, özellikle de Köln ve Kuzey Ren-Vestfalya’dan sanatçıların İstanbul’da birçok konaklama imkânı bulunduğunu, ancak Türkiye’den sanatçıları Köln’e getiren pek fazla program olmadığını öğrendim. İşte kararımızı bundan hareketle verdik. Yaklaşık 10 yıl edebiyat festivali Lit.COLOGNE’u düzenledim; görsel sanatların ve sahne sanatlarının yanı sıra edebiyat alanında da çalışmak bu yüzden de çok ilgimi çekiyor.

Köln’e Türkiyeden yazarlar davet etmeye odaklanmaya karar verdiğimizden beri, projemiz bir eksikliği giderdiği için takdir görüyor.

S: Ben de 10 yıl yayıncılık sektöründe çalıştım; edebiyat ajanı, editör, çevirmen, moderatör olarak görev yaptım, bir edebiyat festivalinin organizasyonunda yer aldım. Yani aslında ikimizin de edebiyattan kültür sanata açılan bir geçmişimiz var. 

Birlikte yürüttüğümüz konuk yazar projesinin ilk sezonu sona ermek üzere. Bir sezon üç aşamadan oluşuyor. İlk aşamada, kariyerinin başındaki bir yazar Türkiye’den Köln’e geliyor. İkinci aşama, Köln’den edebiyat alanında bir küratörün İstanbul’a gelmesi; üçüncü bölümde ise Köln’de yeniden bir Türkiyeli yazarı ağırlıyoruz. Aradaki edebiyat küratörü, programın diğer iki aşamasını birleştiriyor ve hem Köln’de hem de İstanbul’da yazarlar için platformlar oluşturuyor. Çünkü bu kişi, konuk yazarların Köln’deki ve İstanbul’daki konaklamaları öncesinde ve sonrasında onlarla tanışma fırsatına sahip. Bir değişim programından bahsedebilmek için, karşılıklı hareket şart. Projenin üçüncü bursiyerinin Quartier am Hafen’da seyrettiği  bu aşamasında, projemiz sana neler düşündürüyor? 

M: İlk bursiyerimiz Zelal Dicle Baz'dan sonra, yazarların metin çevirilerini hazır hale getirmek misyonumuza dönüştü. Ayrıca yazarlar için hangi ağların gerçekten önemli olduğunu da araştırıyoruz. Her zaman Türk-Alman sahnesine fazla kayma eğilimi var.  Dil çok önemli bir faktör, hele ki çevirisi bulunmayan bir metin söz konusuysa. Ayrıca, buradaki üçüncü kuşak göçmenlerin Türk-Alman bakış açıları, genç Türk yazarlarımız için değerli çünkü, Türkiye'de bu bakış açısıyla karşılaşmak mümkün değil. 

Yazarlarımızı Almanca konuşan ya da Almanca yazan çevrelerle buluşturmak için daha fazla çaba sarf etmemiz gerekti. Şu anda ağımızı her yönden geliştirmek için çalışıyoruz. 

Luisa Ringel, programımızın ilk küratörü oldu. Seyir Quartier’in ilk yazarı Zelal Dicle Baz’la ortak etkinlikler de içeren bir projeyle başvurdu. Bu bir başvuru koşulu değildi ancak birbiriyle son derece uyumlu bir şekilde ilerleyen bu iki bölümün seyri sırasında, ikisini birbirine bağlamanın ne kadar mantıklı olduğunu fark ettik. İlerleyen süreçte, edebiyat alanındaki küratörlerin, yazarlarla bu tür bir çalışma yapmaya istekli olmasını muhtemelen zorunluluk haline gelecektir. Birlikte çalışabilecekleri etkinlik konseptleri hakkında düşünmek, olasılıkları değerlendirmek, onları Alman edebiyat sahnesinde nasıl birbirine bağlayabileceklerini düşünmek... Tüm bunlar bu ağları çok daha sürdürülebilir hale getirir. 

Seyir Quartier'in yeni açık çağrısı başvuruları bekliyor

S: İstanbul’da ilk bursiyerimizi ağırlamak da öğretici oldu. Örneğin etkinliğin ruhuna uygun bir mekan bulmak için, daha erken aramaya başlamamız gerektiğini anladım. Tabii ortaya bazı kültürel farklılıklar da çıktı. Mesela İstanbul’da gerçekten ilginç ve çok yönlü etkinlikler düzenleyen bazı kitapçılar var, ama Almanya’da kitapçılarda düzenlenen etkinliklere gitmenin biraz sıkıcı olduğunu söylediğini hatırlıyorum. Bu küçük farklılıkları bulmak da bu alanda çalışmanın güzel bir yanı. Göz önünde bulundurduğumuz bir diğer nokta da projenin etkisi genişletmek. 

M: Kesinlikle. İlk bölümün sonunda, Zelal’ın metninin çevirisini ve onunla birlikte düzenlediğimiz sergiden bazı izlenimleri içeren bir kitapçık yayınladık.

S: Bence güzel bir kitapçık oldu ve sen de onun için tüm bu etkinlikleri kurgulayarak çok iyi bir iş çıkardın. Bu kitapçık, altı haftalık bir rezidans programına nelerin sığabileceğinin bir kanıtı gibi. 

M: Luisa ile de senin için durum aynıydı sanırım. Ben de onun sanatçı rezidans programı sırasında İstanbul’u ziyaret ettim; orada pek çok harika insanla bir araya geldik. Herkesin projemizi kolayca anladığını hissettim ve herkes destek vermeye istekliydi; bu coşkuyu görmek bile çok motive ediciydi. 

Projemizin belgelendirilmesi konusunda hâlâ bir karar vermemiz gerekiyor; baslı, dijital bir ürün mü yoksa bir podcast mı olmalı? Basılı bir çıktı olması, çevirilerle ilgili bir şeyler yapmak açısından çok mantıklıydı. 

S: Evet, yıllar boyunca her bölümün sonuçlarını paylaşmak için anlamlı bir yol arıyoruz. Ve tabii ki bu projenin yıllar boyunca devam etmesini çok isteriz. Sence bugün ile beş yıl sonra arasında nasıl bir gelişme olacak? 

M: Programımız için, mekan, finansman ve çeviri konularında yeni ortaklar bulmayı umuyorum; ayrıca programın belgelendirilmesinde bize yardımcı olacak ve projeye inanan dostlarla ağımızı genişletmemizi sağlayacak kişiler arıyoruz.

Böylece bir noktada, hem İstanbul’da hem de Köln’de, bursiyerlerinin, yazarlarının ve edebiyat alanındaki küratörlerin belli bir kalitede ve çeşitli etkinliklere her zaman davet etmeye değer bir program olarak tanınabiliriz. Ve bunu söylemek için henüz erken mi bilmem ama İstanbul’da geçmiş dönem yazarlarımızla birlikte, küçük de olsa bir edebiyat festivali düzenleme fikri de bana Seyir Quartier’in misyonunun ilerleyeceği bir yön gibi geliyor.

S: Bu, lit.COLOGNE’un POP programına ikinci katılışımın ve disiplinlerarasılık açısından İstanbul’dakinden çok farklı bir havası var. Bence biz de buna benzer renkli bir yaklaşım sergileyebiliriz.

Ayrıca projenin başlangıcına dönerek bitirirsek, tam iki yıl önce, lit.POP.COLOGNE sırasında meslektaşım Çağla Vera ile birlikte yine Köln’deydim. O zamanlar sen yeni doğum iznindeydin, ben de ikinci bebeğime hamileydim; Çağla’nın da artık bir bebeği var. Bu röportajı kaydetmeye başlamadan önce, alternatif mekanlar ve eskiden parti düzenleyen tanıdıklarımızın artık çocuk ve aile dostu sergiler düzenlemesi hakkında konuşuyorduk. Kırklı yaşlarda, kültürel çalışmalar yapanlar, aynı gemideyiz!

M: Evet, öyleyiz. Kariyerlerimizin başlarındayken biz Seyir Quartier gibi programlardan faydalandık. Ve şimdi, kariyerinin başındaki yazarlar ve kültür organizatörleri için yolu kolaylaştırabilenler biziz. Şu anda elimizdeki bazı avantajları genç nesillere aktarabilmeyi gerçekten çok seviyorum.

S: Evet, kesinlikle!

AÇIK ÇAĞRI

Türkiye'de ikamet eden kariyerinin başında bir yazarsanız, Almanya’nın edebiyat dünyasıyla ilgileniyorsanız ve bu kültürlerarası deneyim sayesinde kendinizi geliştirirken akranlarınızla fikir alışverişinde bulunmaya açıksanız, Seyir Quartier size göre!

Seyir Quartier’in 19 Eylül 2026 tarihinde başlayacak altı haftalık rezidans projesinin açık çağrısına buradan erişebilirsiniz.