Sergide gördüğümüz eserler ıslak kolodyum, platin-paladyum, albümin baskı, opaltype, oroton ve ambrotype gibi bugün tarihî olarak adlandırabileceğimiz fotoğraf teknikleriyle üretilmiş. Özellikle ıslak kolodyum tekniği, sürecin gerektirdiği fiziksel çabayı hissettiren ve çekimlerin yalnızca deklanşör anından ibaret olmadığını gösteren yöntemlerin başında. Cam plaka önce kolodyumla kaplanıyor, sonra gümüş nitrat banyosunda ışığa duyarlı hâle getiriliyor. Bu işlemler ise plaka kurumadan tamamlanmak zorunda.
Sanatçının üretim pratiğinde hata payının yüksekliği, sanatın bir parçası hâline geliyor. Kimyasal yoğunluk, hava durumu, ışık koşulları ve yüzey tepkileri sonuca dokunuşlar ekliyor. Böylece ortaya çıkan eser “kusurlara” sahip, daha gerçek ve hayatın içinden bir sonuç taşıyor. Eserin yolculuğunu, geçmişini düşünebilir hâle geliyoruz.
Bugünün kabul edilen görsel estetik algısı altında kusurların sıfırlanması için elimizden geleni yapıyoruz. Elde ettiğimiz veya bahşedilen görüntülerde renklere, ışıklara ve gölgelere, lekelere, pürüzlere müdahale ediyoruz. NEZAMAN ise bir eseri kusurlarıyla kusursuz görebilmenin, o eserin karakterini oluşturduğunu hatırlatıyor.

Bir Kamyonet veya Mobil Bir Karanlık Oda
Bir kamyonet, bir çadır. Körüklü ahşap bir kamera. Yetmiş iki farklı nokta ve yüzlerce cam plaka. Kerim Suner’in bir mobil laboratuvara sönüştürdüğü kamyoneti, çekimlerde kullandığı çadırı ve büyük format körüklü ahşap kamerası; projenin teknik araçları olmanın ötesinde düşünsel basamaklar konumunda bulunuyor.
Sergi alanında ekipmanlara yer verilmiş olması, sergiye öğretici ve samimi bir hava kazandırmış. Bu sayede sergide gördüğünüz eserlerin başlangıç noktalarını gözlemleme fırsatı ediniyorsunuz. Hem bilgi edinmek hem de varlığından bile haberdar olunmayan bir merakı uyandırma potansiyeline sahip bir detay olduğunu belirtmek gerek.
.O.jpg)
Zamanın Ezgisiyle Dans Eden İstanbul
NEZAMAN, bir İstanbul sergisi. Fakat bu, nostaljik veya turistik bir estetikten öteye gidiyor. Aşınmış, dönüşmüş, değişmiş, tarihi sırtlanmış katman katman bir İstanbul’u yine tarihi sırtlanan bir sanatsal tercih ile gösterime sunuyor.
Yarımburgaz Mağarası’ndan elde edilen hikâye dolu fotoğraflardan modern şehir siluetine uzanan seçki, İstanbul’u tek bir döneme sıkıştırmayan canlı bir hafıza gibi. Serginin merkezinde yer alan, yedi parçadan oluşan 11 metrelik panorama da bu yaklaşımın en açık örneklerinden biri.
Özellikle Büyükada Rum Yetimhanesi, Yerebatan Sarnıcı, tarihi köprüler ve kentin farklı mimari katmanlarına odaklanan karelerde İstanbul’un geçmişten bugüne özenle taşıdığı kırılganlık da gözler önüne seriliyor.

Fotoğrafı Yeniden Maddeye Dönüştürmek
Dijital çağda görüntüler ekran üzerinde doğuyor ve saniyeler içinde unutulma sürecine düşüyor. NEZAMAN, bunu aşmaya adanmış bir ideoloji taşımakta. Basın ön gösteriminde yaptığı konuşmada, dijital çağda büyüdüğünden ve zaman içinde eskiye nazaran fotoğraftan ne kadar “uzaklaşılmış” olduğunu gördüğünden bahsetti Kerim Suner. Elde edilen görsel hedefe ulaşma süreci, bizi fotoğraftaki sanata, emeğe, özene yakınlaştırıyor.
Cam plakalar, elde hazırlanan baskılar, kimyasal yüzeyler ve üretim teknikleri; işlere yalnızca görsel değil, maddesel bir ağırlık da kazandırıyor. Hâliyle sergideki fotoğraflar da hızlıca tüketilmeye hizmet etmiyor. Her kare, zamanı ve emeğini üzerinde taşımayı sürdürüyor.
Suner’in toplam 751 adet el yapımı negatif ve pozitif cam plaka üretmiş olması da bu emeğin boyutunu görünür kılıyor. Sergide yer alan seçki, yalnızca “en iyi görüntüler”den oluşmuyor; aynı zamanda yıllara yayılan fiziksel bir üretim pratiğinin arşivine dönüşüyor. Sergideki video, üretim sürecini net olarak görebildiğimiz çok değerli bir belgesel.

Ne Zaman?
Bu soru, sergideki temel meselemiz. Zaman yalnızca kaydedilen değil, görüntünün yapısına ilmek ilmek işleyen aktif bir unsur.
Suner, İstanbul’u zamanın dışına çıkarmaya çalışmıyor. Sadece onu ışığın, kimyanın, cam yüzeylerin içinde kutsuyor.
Belki de bu yüzden sergideki kareler bugünün dijital görüntülerinden farklı bir yoğunluk taşıyor. Çünkü onlar yalnızca görülmek için değil, süreç geçirmenin deneyimi ve aktarımı üzerine üretilmiş görüntüler. Tam da bu nedenle NEZAMAN, bugünün hız kültürü içinde yavaş üretmenin, fiziksel emeğin ve maddesel hafızanın hâlâ mümkün olduğunu hatırlatan güçlü bir karşılık oluşturuyor.
22 Mayıs’a kadar devam edecek sergiyi ziyaret etmek için son günlerdeyiz.

%20(3).jpg)
