
1. Star Wars 7 yıl sonra sinemaya döndü. The Rise of Skywalker'dan bu yana yani tam 7 yıllık bir aranın ardından Star Wars ilk kez büyük ekrana taşındı. Franchise bu süreçte yalnızca Disney+ dizileriyle, animasyonlarını varlığını sürdürüyordu.
Dizi olarak Disney+'ta başlayan karakterleri ve hikayeleri ilk kez sinema salonuna taşıyan film olma özelliğini taşıyor. Bu, Hollywood'un streaming-sinema dengesini yeniden kurmaya çalıştığı bir dönemde stratejik bir hamle.

2. Tippett Studio'nun stop-motion çalışması Tippett Studios'un stop-motion ve kukla çalışmaları çok iyi; CGI doygunluğu içinde filme gerçek, elle tutulur görseller kazandırıyor.

3. Grogu'nun yalnız bölümü bir dikey IMAX şiiri Filmin en güzel pasajlarından biri tamamen Grogu'ya ait sahne: babasından ayrılan Grogu, IMAX'in dikey oranıyla çekilmiş bir bataklıkta kendi başına hayatta kalmaya çalışıyor. Çok sevdiğimiz ilk Star Wars filmlerinin sessiz, sade büyüsünü yeniden yaratıyor, küçük ekranda izlemek aynı tadı vermez.

4. Açılış sekansı IMAX için yapılmış İlk 25 dakikayı farkı formatta izleyen izleyiciler "IMAX ekranında Mando'nun aksiyon sahnesinin ses ve ölçeğinin harika olduğunu" aktarıyor yorumlarda. Özellikle IMAX için yapılan bu ilk 25 dakika için bile sinemaya gitmeye değer.

5. Yönetmen ve kadro fazla iyi Jon Favreau filmin yönetmenliğini üstlenirken, kadro Pedromuz Pascalımız, efsane Sigourney Weaver ve (sadece seslendirme ile bile olsa) “ah ah Jeremy Allen White”ı bir araya getiriyor. Ripley'i Star Wars galaksisine taşımak başlı başına bir sinema anı. Favreau hem Iron Man'i hem de orijinal Mandalorian dizisini yaratan isim, saygımız büyük.

6. Hutt'lar büyük ekrana dönüyor ve rolleri büyük İlk 25 dakikayı izleyenler "Hutt'ların filmde büyük bir yeri olduğunu" belirtiyor. Jeremy Allen White'ın seslendirdiği Rotta the Hutt, Star Wars'ın en renkli suç örgütünü geri getiriyor.

7. Ludwig Göransson'ın müziği Dizi için 70 kişilik orkestra kullanan Göransson, film için bunu 104'e çıkardı; elektronik sentezleyicileri, perküsyon ve film ses tasarımını iç içe örüyor. Eleştirmenler müziğin "elektronik ve geleneksel enstrümanların çarpışmasının filmin en maceralı unsuru" olduğunu söylüyor. Bunu Dolby Atmos'ta duymak başka bir şey. Bu arada elbette orijinal üçlemenin müziklerini yapan John Williams’ın dehasının yeri başkaydı.

9. "Seçilmiş aile" anlatısını Star Wars'ın merkezine taşıyan ilk film Skywalker Saga kan bağına, seçilmişliğe, soya dayalı destana kuruluydu. Mandalorian serisi ise bir ödül avcısı ile sahipsiz bir çocuğun biyolojik ya da kadersel hiçbir bağ olmaksızın aile kurma hikayesi üzerine inşalı. Bu temayı sinema ölçeğine taşımak, Star Wars'ın ne hakkında olabileceğini genişletiyor. Bu doğru bir hamle çünkü bugünün sinema severleri için seçilmiş aile ve ortak amaç uğruna bir araya gelip güce inanmak daha önemli.

10. Bu film Star Wars'ın geleceğini belirleyecek Filmin başarısı, serinin film mi dizi mi olarak devam edeceğini belirleyecek. Büyük bir başarı, Djarin ve Grogu'yu kalıcı sinema yıldızlarına dönüştürebilir. Franchise'ın kaderini bir anlamda bu film çizecek.
BONUS: Yalnız olmadığını hatırlamak için. Sinemada aynı duyguları aynı anda onlarca kişi ile yaşamak, karanlık salonda “güce” inanmak ve hep birlikte umut etmek, sinemadan çıkıp gerçek dünyaya dönünce bile iyi hissettiriyor.


%20(3).jpg)
