Published in  
Rastspor
 on  
April 27, 2026

FUTBOLUN KAOSUNDAN AVRUPA KUPALARINA

Türk futbolu, sonu gelmeyen kavgalar ve astronomik maaşlarla kendi kaosunda boğulurken sessiz sedasız ama derinden gelen bir devrim var: Son 30 güne sığan üç Avrupa kupası. Bu bize çok önemli bir gerçeği gösteriyor aslında.
Kategori
Rastspor
Tarih
27/4/26

FUTBOLUN KAOSUNDAN AVRUPA KUPALARINA

Türk futbolu, sonu gelmeyen kavgalar ve astronomik maaşlarla kendi kaosunda boğulurken sessiz sedasız ama derinden gelen bir devrim var: Son 30 güne sığan üç Avrupa kupası. Bu bize çok önemli bir gerçeği gösteriyor aslında.

Kategori
Rastspor
Tarih
27/4/26

FUTBOLUN KAOSUNDAN AVRUPA KUPALARINA

Türk futbolu, sonu gelmeyen kavgalar ve astronomik maaşlarla kendi kaosunda boğulurken sessiz sedasız ama derinden gelen bir devrim var: Son 30 güne sığan üç Avrupa kupası. Bu bize çok önemli bir gerçeği gösteriyor aslında.

Galatasaray Daikin’in tarihi CEV zaferi, ÇİMSA ÇBK Mersin’in EuroCup şampiyonluğu ve Fenerbahçe Opet’in EuroLeague’de kurduğu hakimiyet... Bu kupalar, yıllar önce amatör branşlara sahip çıkan Aziz Yıldırım’ın geçtiğimiz hafta Divan Kurulu’nda söylediği o sarsıcı “Hata yaptım” itirafıyla daha da anlam kazanıyor. Yoksa biz, devasa bütçeli bir hayalin peşinde koşarken, elimizdeki gerçek elmasları mı ihmal ediyoruz?

Galatasaray Daikin’in tarihi CEV zaferi

Galatasaray Daikin Namağlup Şampiyon!

Galatasaray Daikin’in kazandığı bu Avrupa şampiyonluğu, sadece bir kupa değil aynı zamanda voleybol şubesinin yıllardır süren bekleyişinin sonuçlanması. 2012 ve 2016 yıllarında finalde kaybedilen o son adımı bu kez atmayı başaran Galatasaray, hem tarihindeki ilk voleybol Avrupa kupasını kazandı hem de müzesindeki o kritik eksiği tamamladı. Eczacıbaşı, VakıfBank ve Fenerbahçe’nin ardından bu kupayı Türkiye’ye getiren dördüncü kadın voleybol takımı olan sarı-kırmızılılar; futbol ve basketbolun ardından voleybolda da Avrupa zirvesine çıkarak bu üç branşta da kupa kazanan tek Türk kulübü olma başarısını gösterdi.

Bu şampiyonluk yolculuğu, ezici bir üstünlük ile geçti dersek yanlış olmaz. Porto, Levallois Paris Saint Cloud ve yarı finalde Romanya’nın CSO Voluntari takımları geçilirken takım finale kadar neredeyse set bile vermedi. Finalde İtalyan ekibi Chieri '76 ile karşılaşan Galatasaray, deplasmandaki 3-2’lik galibiyetin ardından İstanbul’da taraftarının önünde 3-1 kazanarak kupaya namağlup uzandı. Kaptan İlkin Aydın’ın sahadaki liderliği, Alexia Carutasu ve Myriam Sylla’nın skor yükünü sırtlaması, Alberto Bigarelli’nin taktik dokunuşlarıyla birleşince ortaya şampiyon bir takım çıktı.

Bu kupa, Türk voleybolunun dünyadaki yerini de bir kez daha hatırlattı hepimize. VakıfBank, Eczacıbaşı ve Fenerbahçe gibi devlerin yarattığı o yüksek standartlı rekabet ortamı, Galatasaray’ı da yukarı çekerek bu başarıya zemin hazırladı. Sonuçta bu şampiyonluk, “Biz Voleybol Ülkesiyiz” cümlesinin sarsılmaz gücünü bir kez daha hatırlattı. 2-3 Mayıs’ta ülkemizde düzenlenecek olan CEV Final Four’da Eczacıbaşı - Vakıfbank finali ile bir kez daha “Biz Voleybol Ülkesiyiz” diye söylemek umuduyla.

ÇİMSA ÇBK Mersin

ÇİMSA ÇBK Mersin EuroCup Şampiyonu

Galatasaray Daikin'in voleyboldaki tarihi zaferinin hemen ardından, sahne bu kez parkeye, Akdeniz kıyılarına taşındı. Ancak bu sahneye gelmeden önce, kısa bir adım geri atmak gerekiyor; çünkü bu şampiyonluğun arka planı, kupanın kendisi kadar anlatmaya değer.

Geçtiğimiz yıl EuroLeague finalinde zirveye çok yaklaşan ama başaramayan ÇİMSA ÇBK Mersin, bu sezona da devlerin arenasında başladı ama EuroLeague’in ilk aşamasında alınan sonuçlar ve yaşanan teknik değişimlerin ardından Mersin ekibi, radikal ve stratejik bir karar alarak mücadelesini EuroCup kulvarına taşıdı.

Böylece hedefler ve enerji yeniden şekillendi. EuroLeague seviyesinde yaşanan olumsuzlukları geride bırakan ekip için EuroCup, sadece bir teselli ödülü değil; kupaya giden yolda yeni ve daha gerçekçi bir zafer rotası haline geldi. Belki de bu sezon Mersin için en büyük ders; çıkmaz sokakta ısrar etmek yerine bir adım geri atıp, kupaya giden o asıl yolu bulmaktı.

Ve Mersin o fırsatı sonuna kadar kullandı. Çeyrek finalde Panathinaikos'ta 4 farkla, yarı finalde BLMA'da 2 farkla ve finalde Athinaikos'ta 5 farkla deplasman galibiyeti alan Mersin, turnuva boyunca deplasmanda oynadığı 5 maçın tamamını kazandı. Final serisinde Yunan ekibi Athinaikos'u deplasmanda 85-80 yenen Mersin, rövanşta sahasında 77-75 mağlup olmasına rağmen toplam 159-157 avantajıyla şampiyonluğa ulaştı ve 9 galibiyet 1 mağlubiyet ile mükemmele yakın bir sezon tamamladı. Final MVP'si Kennedy Burke, iki maçlık seride ortalama 21 sayı ve 8 ribaundla Mersin'i sırtladı. 

Peki bu başarıyı sıradan bir şampiyonluktan ayıran ne? Cevap, kulübün inşa edilme biçiminde saklı diyebiliriz. Başkan Serdar Çevirgen on yıl boyunca Avrupa ve Amerika kadın basketbol piyasasında menajer olarak çalışmış, ardından bu birikimi bir kulüp projesine dönüştürmüş biri. Kulübün logosundan renklerine, isminden formasına kadar her kritik kararı bizzat alan Çevirgen FANATİK gazetesine yaptığı açıklamada, "Hikayenin dağılmasını değil, tutarlı şekilde büyümesini istedim" diyor. Tesisler inşa edilirken ne Avrupa'da ne Türkiye'de bir şampiyonlukları yoktu, çünkü tüm finansmanı altyapıya ayırmışlardı. Tribünleri doldurmak için maç öncesi ceplerinden para ödeyerek servis tutup, Ramazan'da 3.500 kişiye iftar vererek salon kültürü oluşturmaya çalıştıkları dönemler yaşandı ancak bugün kadın basketbolunda Türkiye'de seyirci ortalamasında açık ara birinci olan bir kulüp var ortada. Yanlış okumadınız, ne Fenerbahçe ne Galatasaray ne Beşiktaş.

Mali disiplin de bu hikayenin bir diğer kritik parçası. Bu sezon toplam oyuncu bütçesi yaklaşık 1.4 milyon dolar. En çok harcayan değil, en doğru harcayan kulüp" olmayı prensip edinen ÇBK Mersin, rakiplerinin bütçelerinin çok gerisinde kalmasına rağmen son 5 sezondur her Avrupa turnuvasında son 4'e kalan, 2 EuroLeague ve 1 EuroCup finaline çıkan bir yapı kuruldu. Şimdi o finallerden biri nihayet kupa ile noktalandı.

Bu şampiyonlukla birlikte Türkiye, EuroCup Women tarihinde en çok kupa kazanan üçüncü ülke konumuna geldi. Mersin ise bu turnuvada şampiyonluk yaşayan üçüncü Türk kulübü olarak Galatasaray ve Yakın Doğu Üniversitesi'nin yanına adını yazdırdı. Ama belki de en önemli mesaj coğrafidir. "Anadolu'dan çıkarak Avrupa'da kalıcı olmanın mümkün olduğunu gösterdik" diyen Çevirgen'in sözleri, bu kupanın salt sportif bir zaferden fazlası olduğunu özetliyor. İstanbul hegemonyasının dışında, Akdeniz kıyısında, sabırla ve vizyonla inşa edilen bu proje; yatırımın büyük şehre değil doğru zemine yapıldığında nasıl meyve verdiğinin en somut kanıtı olarak gösterilebilir. 

Fenerbahçe Opet

Fenerbahçe Opet, son 4 sezonda 3 kez Euroleague Şampiyonu!

Fenerbahçe geçtiğimiz hafta, "Dünyanın En Büyük Spor Kulübü" iddiasının içi bir kez daha, bu sefer Kadınlar EuroLeague şampiyonluğuyla dolduruldu. Ama bu noktaya nasıl gelindiğini anlamak için takvim yapraklarını fazlasıyla geriye, 1954'e götürmeliyiz.

1 Eylül 1954'te Dr. Ayten Salih'in öncülüğüyle kurulan Fenerbahçe Kadın Basketbol Takımı, Türkiye'deki ilk kadın basketbol şampiyonluğunu kazanmıştı. Ayten Salih, bir doktor olarak Kıbrıs'a gitmesi gerektiğinde işler iyi gitmiyordu ancak o kuruculuk ruhu, sarı-lacivertlilerin basketbol DNA'sına kazınmıştı. On yıllar sonra o ruhu yeniden ateşleyen ise Aziz Yıldırım oldu. Yıldırım, bu ülkede kadın basketbolunu adeta yoktan var eden isim. Öyle bir rekabet getirdi ki sahaya, dünyanın en büyük yıldızları Türkiye'de oynamak için can atar hale geldi. Dönem dönem Galatasaray, Beşiktaş, Yakın Doğu Üniversitesi gibi takımlar Fenerbahçe ile mücadele etmek için büyük yatırımlar yaptı. Aziz Yıldırım döneminde kadın takımı 13 lig şampiyonluğu, 11 Türkiye Kupası ve 11 Cumhurbaşkanlığı Kupası kazandı. Ama Avrupa hep eksik kaldı. EuroLeague finaline üç kez çıkıp üç kez de eli boş dönen bir takımın hasretini bitirmek Aziz Yıldırım’a nasip olmayacaktı. 

Ali Koç, 2018’de, devraldığı bu yarım kalmış hikayeyi tamamlamakla yetinmedi, bu durumu bir alışkanlığa dönüştürdü. Fenerbahçe Opet, son dört sezonda üçüncü kez Avrupa'nın zirvesine çıkarak artık bir başarı tesadüfünden değil, gerçek bir başarıdan bahsetmemiz gerektiğini gösterdi. 2006-2026 arasındaki 20 yıllık tabloya bakıldığında bu hanedanlığın boyutu daha net görünüyor aslında. 17 Türkiye Ligi, 10 Türkiye Kupası, 9 Cumhurbaşkanlığı Kupası ve 5 Avrupa şampiyonluğu (3 EuroLeague, 2 SuperCup). Bu sezon ise mücadele ettiği tüm kulvarlarda şampiyonluk yaşayan Potanın Kraliçeleri, 47 maçta 46 galibiyet alarak hem 2024'te hem de 2026'da Triple Crown başarısını tekrarladı bu topraklarda daha önce hiçbir takımının başaramadığı şeyi iki kere yaptı. 

Bu arada, şunu da atlamamak lazım tabii ki son şampiyonluk Ali Koç yönetimi tarafından kurulan bir kadro tarafından alınmış olmasına rağmen Sadettin Saran yönetimi tarafından elde edilmiştir bir başarıdır. Bu şubeyi yoktan var eden Aziz Yıldırım’a, Aziz Yıldırım’ın hedeflerini devam ettiren Ali Koç ve Sadettin Saran’a teşekkür etmeliyiz.

Bu şampiyonluğa bambaşka bir anlam katan ise aslında finaldeki rakipti. Zaragoza'da, Fenerbahçe Opet, EuroLeague finalinde Galatasaray Çağdaş Faktoring'i 68-55 yenerek şampiyonluğunu ilan etti. Bu sadece bir Türk derbisi değildi  aynı zamanda 12 yıllık bir hesabın kapatılmasıydı. 2013-2014 sezonundaki final maçında Galatasaray, Fenerbahçe'yi 69-58 mağlup ederek EuroLeague'de şampiyon olan ilk Türk takımı olmuştu. O gün parkede kaybeden Fenerbahçe, 12 yıl sonra aynı rakibe karşı o acıyı tarihe gömdü. Fenerbahçe, hem erkek hem de kadın basketbolunda Avrupa'nın en büyük kupasını kazanan dünyadaki ilk kulüp oldu. Üst üste gelen bu finaller ve şampiyonluklar, Fenerbahçe'yi bir spor şubesinden öte, dünyanın en elit oyuncularının formasını giymek için can attığı küresel bir marka haline getirdi. İnanıyorum ki Fenerbahçe Beko’nun bu sezon Atina’da kazanacağı EuroLeague ile birlikte aynı sezonda hem erkek hem kadın basketbolunda Avrupa'nın en büyük kupasını kazanan dünyadaki ilk kulüp olacak. Bunu da dünya çapında başka bir takımın yapması şu an için mümkün gözükmüyor. 

Tüm bunların ortasında, kulağa ironik gelen ama aslında çok şey anlatan bir an yaşandı. EuroLeague finalinin hemen öncesinde, geçtiğimiz Cuma günü Fenerbahçe Yüksek Divan Kurulu'nda söz alan Aziz Yıldırım, amatör branşlara yapılan yatırımı alenen sorguladı. "Bugün yanlış yaptık. Geliri yok, gideri var. Amatöre o parayı vermeseydik, başka durumda olurduk." Divan'da bu sözler söylendikten tam 48 saat sonra Zaragoza'da o "yanlışın" ürünü olan takım, Avrupa kupasını kaldırıyordu.

Bu kapanış aslında sadece Fenerbahçe'nin bulunduğu durumu değil, bu yazının başından beri anlatmaya çalıştığım şeye de güçlü bir ayna tutuyor. Türk futbolunun kaosu, maaş müzakereleri ve transfer kavgalarıyla gündem dolarken amatör branşlara yapılan yatırımın "hata" sayıldığı bir ortamda voleybol ve basketbolda art arda üç Avrupa kupası geldi. Üstelik hepsini kadınlar kazandı. Bir ayda üç kupa, üç farklı şehir, üç farklı hikaye ama hepsinin ortak noktası aynı. Sporculara inanan, sabırla yatırım yapan ve futbolun gölgesinde büyüyen insanların eseri olmak. Belki de asıl "hata", onlara yeterince iyi bakmamış olmaktır.