Published in  
Rastspor
 on  
June 14, 2026

BİZİM DÜNYA KUPAMIZ BAŞLIYOR

Rüştü, gözlerinin altındaki o ikonik "siyah boyayı" Çakır Gözlü'ye emanet etti. İlhan Mansız, o unutulmaz aurasını Kenan Yıldız'a devretti. Emre Belözoğlu'nun yetenekleri Arda Güler’e, Ümit Davala'nın hücum katkısı Ferdi Kadıoğlu’na geçti. Hasan Şaş'ın inadı Barış Alper’e, Tugay Kerimoğlu'nun klası Hakan Çalhanoğlu'na mühürlendi...Tam 24 yıl süren bir bekleyiş geçmişten gelen gücümüz ve bizim çocukların inadıyla bitti! Bu turnuvaya son katıldığında tüm dünyayı sallayan Türkiye Milli Takımı geri dönüyor!Tarihimizde 3. kez bu dev sahnedeyiz. 1950'de hakkımız olduğu halde dönemin imkansızlıkları yüzünden Brezilya'ya gidemeyişimiz, turnuvaya ilk kez ayak bastığımız 1954 İsviçre ve son olarak dünya üçüncüsü olduğumuz 2002 yazı...
Kategori
Rastspor
Tarih
14/6/26

BİZİM DÜNYA KUPAMIZ BAŞLIYOR

Rüştü, gözlerinin altındaki o ikonik "siyah boyayı" Çakır Gözlü'ye emanet etti. İlhan Mansız, o unutulmaz aurasını Kenan Yıldız'a devretti. Emre Belözoğlu'nun yetenekleri Arda Güler’e, Ümit Davala'nın hücum katkısı Ferdi Kadıoğlu’na geçti. Hasan Şaş'ın inadı Barış Alper’e, Tugay Kerimoğlu'nun klası Hakan Çalhanoğlu'na mühürlendi...Tam 24 yıl süren bir bekleyiş geçmişten gelen gücümüz ve bizim çocukların inadıyla bitti! Bu turnuvaya son katıldığında tüm dünyayı sallayan Türkiye Milli Takımı geri dönüyor!Tarihimizde 3. kez bu dev sahnedeyiz. 1950'de hakkımız olduğu halde dönemin imkansızlıkları yüzünden Brezilya'ya gidemeyişimiz, turnuvaya ilk kez ayak bastığımız 1954 İsviçre ve son olarak dünya üçüncüsü olduğumuz 2002 yazı...

Kategori
Rastspor
Tarih
14/6/26

BİZİM DÜNYA KUPAMIZ BAŞLIYOR

Rüştü, gözlerinin altındaki o ikonik "siyah boyayı" Çakır Gözlü'ye emanet etti. İlhan Mansız, o unutulmaz aurasını Kenan Yıldız'a devretti. Emre Belözoğlu'nun yetenekleri Arda Güler’e, Ümit Davala'nın hücum katkısı Ferdi Kadıoğlu’na geçti. Hasan Şaş'ın inadı Barış Alper’e, Tugay Kerimoğlu'nun klası Hakan Çalhanoğlu'na mühürlendi...Tam 24 yıl süren bir bekleyiş geçmişten gelen gücümüz ve bizim çocukların inadıyla bitti! Bu turnuvaya son katıldığında tüm dünyayı sallayan Türkiye Milli Takımı geri dönüyor!Tarihimizde 3. kez bu dev sahnedeyiz. 1950'de hakkımız olduğu halde dönemin imkansızlıkları yüzünden Brezilya'ya gidemeyişimiz, turnuvaya ilk kez ayak bastığımız 1954 İsviçre ve son olarak dünya üçüncüsü olduğumuz 2002 yazı...

Bugün profesyonel hayatını spor sektörüne adamaya çalışan, aktif olarak spor pazarlaması stajyeri olan 24 yaşında bir genç olarak, hayatımın en büyük eksikliği nihayet tamamlanıyor. Son Dünya Kupası oynandığında henüz 4-5 aylık bir bebektim. Sokaklarda boyunlarda Hasan Şaş kolyeleriyle dolaşılırken, her mahallede en az bir tane Ümit Davala saç kesimli çocuk varken dünyadan habersiz kundaktaydım. Bugün o günkü Türkiye'yi yaşayarak değil; arşivleri karıştırarak, araştırarak öğreniyorum. Ve şöyle bir durup düşününce, zamanın nasıl geçtiğini ve aslında ne kadar büyük bir çağın kapanıp yenisinin başladığını daha iyi anlıyor insan.

Nasıl Bir Türkiye’den, Nasıl Bir Dünyaya?

Biz en son Dünya Kupası’ndayken nasıl bir Türkiye vardı, hatırlayalım mı?

  • Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’di.
  • 24 yıldır ülkenin iktidar partisi olan AK Parti’nin iktidara gelmesine daha birkaç ay vardı.
  • Türk siyasetinin uzun yıllarına damga vuran Demirel, Ecevit, Erbakan, Erdal İnönü, Muhsin Yazıcıoğlu ve Mesut Yılmaz hayattaydı.
  • Bugün İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı tutuklu Ekrem İmamoğlu, o dönem Trabzonspor Yönetim Kurulu’ndaydı.
  • Bugün ana muhalefetin lideri olan Özgür Özel, eczanesini yeni açmış genç bir eczacıydı.
  • Cep telefonlarında yılan oyunu oynanıyor, kısa mesajlar sığsın diye sesli harfler yutuluyor, kontör hesabı yapılıyordu. İnternet kafeler altın çağını yaşıyordu.
  • Facebook yoktu. Instagram yoktu. YouTube yoktu. TikTok diye bir şey zaten hayal bile değildi.
  • Maçlardan sonra herkes aynı görüntüleri izliyordu, çünkü başka görüntü yoktu.
  • Bir gol olduğunda herkes aynı anda ayağa kalkıyordu, çünkü telefona bakılacak bir "ikinci ekran" yoktu. Evlerde, kahvehanelerde, meydanlarda gözler tek bir televizyona kilitlenmişti.

Türkiye en son Dünya Kupası’ndayken bambaşka bir ülkeydi. Şimdi ise 24 yıl sonra, başka bir Türkiye, başka bir nesil, başka hayallerle yeniden aynı sahneye dönüyor. Belki dünya değişti ama Dünya Kupası’nın insana hissettirdiği o saf heyecan hiç değişmedi.

Sabahın köründe uyanıp ekran başına geçilen, hayatın durduğu o uzak Asya yazının kokusunu sadece dinleyerek büyüyen o bebekler ve çocuklar; bugün sahada: O zamanlar Mert Günok 13 yaşındaydı. Abdülkerim, Kaan, Samet ve Hakan 8; Uğurcan 6; Kerem ve Altay 4; Ferdi ve İsmail 3; Ozan, Orkun, Barış Alper ve Yunus ise henüz 2 yaşındaydı... Takımın gözbebekleri Arda Güler, Kenan Yıldız ve Deniz Gül ise henüz dünyada bile yoktu!

Bir Sektör Çalışanı Gözüyle 2002 vs 2026

İşin pazarlama ve oyun boyutuna baktığımda, aslında iki turnuva arasında muazzam bir zaman bükülmesi yaşıyoruz. Bugünün 2020'ler futbolu, 24 yıl öncesine göre bambaşka bir spor. Tempodaki atletizm öyle bir seviyede ki, geçmişin bazı süperstarlarının bugün sert geçiş oyununda zorlanacağı bir gerçek.

Eski kasetleri izleyen o çocuğun yanıtı duygusal olarak hep 2002 kalacak elbette. Kulüpçülüğün milli takım kapısından içeri sızmadığı, o saf, temiz, kenetlenmiş dönemi çok özlüyoruz. Bugün sosyal medyanın yarattığı o kör kutuplaşma, "Benim takımımın oyuncusu oynamıyorsa yenilin" seviyesindeki kulüpçülük zehri bu jenerasyonun en büyük şanssızlığı. Kulübedeki adamların kaderi bile aynı; o gün Şenol Güneş'in giydiği takımdan kadro seçimine kadar yediği hunharca linç, bugün Montella'nın yaşadıklarının birebir aynısı. Ne olursa olsun, bu turnuvanın sonunda da Montella'nın hunharca eleştirileceğini bilmek bu toprakların değişmez bir gerçeği.

Ama sahaya mantıkla baktığımızda, 2026 kadrosunun tarihimizin en iyi 5 kadrosundan biri olduğu aşikar. 2002 kadrosu her mevkide tıkır tıkır işleyen eksiksiz bir makineydi ve Şampiyonlar Ligi finalisti Yıldıray Baştürk gibi bir ustası vardı. Bugünün 2026 kadrosu ise forvette ciddi sıkıntılar yaşasa da saf yetenek tavanı olarak çok başka bir yerde. Eğri oturalım doğru konuşalım; 2002'de bu yaşta Real Madrid yapmış bir Arda Güler ya da Juventus forması giyen bir Kenan Yıldız potansiyelinde süperstarlarımız yoktu. Hasan Şaş, bugünün Barış Alper Yılmaz'ının oyun görüşü yüksek olanıysa, Kenan çok daha modern bir kanat forvet. 2002'nin orta sahası çok daha ustaydı belki ama 2026'nın orta sahası tam olarak bugünün modern, yüksek tempolu futbolunun istediği dinamizme sahip.

O gün gruptan ikinci çıkacağımıza kesin gözüyle bakıyorduk, bugün ise beklentimiz son 16 ve sonrasındaki eşleşme şansları. Bu jenerasyonun efsaneler arasındaki tam yerini ise bu yaz alacakları sonuçlar belirleyecek.

26 Ülke, 63 Maç ve Bitmeyen Bir İnat

29 Haziran 2002’de Daegu’da Güney Kore’yi yenip dünya üçüncüsü olduğumuz o son saniyeden beri, o sahneye yeniden basabilmek için tam 24 yıl uğraştık. Dile kolay; Andorra’dan Belçika’ya, Hollanda’dan Letonya’ya, Portekiz’den Ukrayna’ya kadar 26 farklı ülkeyle tam 63 maça çıktık. Düştük, kalktık, jenerasyonlar değiştirdik, bazen çok yaklaştık ama kapıdan döndük.

Ama sonunda inat kazandı. Teşekkürler Vincenzo Montella, teşekkürler Bizim Çocuklar. Bize bu gururu yaşattığınız için, bizi o devlerin masasına geri döndürdüğünüz için teşekkürler.

Sözüm benim gibi 2002’yi yaşamamış, o ruhu sadece abilerinden, ablalarından dinlemiş nesle:

Tadını çıkarın. Şimdi bizim Dünya Kupamız başlıyor!

Alarm Kurulacak O Maçlar 

Maç: Türkiye – Avustralya

Tarih: 13 Haziran

Saat (TSİ): 07:00

Maç: Türkiye – Paraguay

Tarih: 19 Haziran

Saat (TSİ): 07:00

Maç: Türkiye – ABD

Tarih: 26 Haziran

Saat (TSİ): 05:00

* Futbol hakkında veya Dünya Kupası hakkında bilginiz yok mu? Hiç sorun değil; sizin ya da bilgi edinmesini istediğiniz kişiler için bir "hap bilgiler rehberi" hazırladık. Burada!

* FIFA tarih boyunca Dünya Kupası'nda siyasetin hangi tarafındaydı? Bu sene neler yaşanıyor, siyaset furbolu nasıl etkiliyor? Okumak için buraya tıklayabilirsiniz.